ilk bakışta çocuk kitabı gibi görünen ama aslında derin felsefi ve psikolojik anlamlar barındıran bir eserdir. Kitap, bir pilotun çölde karşılaştığı Küçük Prens ile kurduğu ilişki üzerinden ilerler ve bu süreçte insan doğasına dair önemli sorgulamalar ortaya koyar.
Eserde Küçük Prens’in farklı gezegenlere yaptığı yolculuklar, yetişkinlerin dünyasına yönelik bir eleştiri niteliğindedir. Her gezegende karşılaştığı karakterler; güç, hırs, kibir, bağımlılık gibi insani zaafları temsil eder. Örneğin kral otoriteyi, iş adamı sahip olma hırsını, sarhoş ise kaçışı simgeler. Bu karakterler üzerinden yazar, yetişkinlerin hayatı ne kadar yüzeysel yaşadığını ve asıl önemli şeyleri nasıl göz ardı ettiğini vurgular.
Kitabın en önemli temalarından biri “görünmeyeni görebilmek”tir. Küçük Prens’in tilki ile kurduğu bağ, sevginin ve dostluğun emek ve sorumluluk gerektirdiğini açıkça ortaya koyar. Tilkinin söylediği “İnsan ancak yüreğiyle baktığında doğruyu görebilir. Asıl olan gözle görünmez.” sözü, eserin ana fikrini özetler niteliktedir.
Aynı zamanda eser, yalnızlık ve aidiyet duygusu üzerine de derin bir şekilde düşünmeye sevk eder. Küçük Prens’in kendi gezegenindeki gülüne duyduğu bağlılık, sevginin eşsizlikten değil, verilen emekten doğduğunu gösterir. Bu durum, modern insanın yüzeysel ilişkilerine güçlü bir eleştiri olarak okunabilir
Puan10/9.