Gorgias temel olarak retorik kavramını ele alıyor. Retorik bir düşünceyi övme, asıl olarak bir topluluğa kabul edilme sanatı olarak tanımlanıyor. Ama Sokrates’e göre sanat olmayı bırak retorik bir dalkavukluktur diye insanlara anlatıyor.
Kitapta retorik kavramını insanların politik bir çıkar haline getirildiğinden bahseden Sokrates, doğruyu yaymanın da çıkar ilişkisine göre değişebileceğinden bahsediyor. Bu düşünceyi kendime göre basit bir şekilde açıklayacağım.
Örneğin bir avukatı düşünebiliriz. Bir suçluyu savunur ve karşılığında bir gelir elde eder. Benim öğrendiğim avukatların yapması gerekenin herkesin hak ettiği cezayı alması gerektiği. Çünkü Sokrates ceza çekmeyen bir suçlunun mağdurdan bile mutsuz olacağını anlatıyor. Suçlu eğer hak ettiğinden fazla ceza alırsa mağdur olan o olur. Ama hak ettiğini alırsa şikayet de etse işin sonunda mutlu olacaktır.
Diğer bir konu da bir insan milyar dolarlar dolandırdı ve bir yerde kendi dünyasında yaşıyor. Ama nasıl olur da bu insan mutlu olamaz. İnsanları kandıran ve bir çok halt yiyerek zenginleşen insanların mutlu olamayacağına inanmak zaman aldı benim için. Lisede yaşadığım bir anım aklıma geldi şimdi. Benim içimde varmış bu düşünce. Lise üçüncü sınıftayım o zamanlar. Bir suç işlenmiş ve beni öğretmenler suçluyor. Üç öğretmen, ben ve hemen yanımda o zamanlar çok aşık olduğum bir küçük hanım vardı. Öğretmenler kendi arasında tartışıyorlar bu suç için. Ben de o kadar rahatım ki görmeniz lazım yani. Huzura ermişim. Rahatlığımın sebebi haklı oluşum ve kendimi anlatmaktaki özgüvenim tabi ki. Ama sevdiğim kız koluma dokundu o anda. Emrecim anlatsana artık bak ceza alacaksın diye dürttü beni. Ben de ona bir havayla ”rahat ol, o iş bende” dedim keskin bir bakış atarak. İkimiz de suçsuz olduğumu biliyorduk ama o benim