Büyüklük sahibi olan Allah, yarattığı insanlar için iman ve hayat düzeni olarak İslam Dini'ni seçmiş ve onun son şeklini Hz. Muhammed (s.a.) aracılığı ile göndermiştir. Rabbimiz Maide sûresinin üçüncü ayetinde şöyle buyurur:
*... Dininizi son şekline erdirdim. Üzerinize nimetimi tamamladım. Sizin için din olarak da İslam'a razı oldum..."
Hiç şüphe edilmemelidir ki ahlâken yozlaşmamız, "ilmi" ibadet gören İslâmi şuuru yitirmemizle başlamıştır.
"Allah, ilmi insanların göğsünden çeke çeke almaz, hakikat âlimlerini tarafına çekmekle alır. Böylece hakiki alim kalmaz, insanlar da bir takım cahilleri baş tutar; önder edinirler, onlara bir şey sorulunca ilimsiz fetvalar verirler; (ilkeler ve yasalar koyarlar) bu suretle hem kendileri sapıtırlar hem de başkalarını saptırmış olurlar. "
Çünkü onlar Kur'ân-ı Kerime ve Hz. Muhammed'e bizler gibi inanımakla yetinmiyorlar, inandıklarını yaşıyorlardı. Onlar Peygamberimizin açıkladığı şu gerçeği benimsiyorlardı:
"İman arzularla süslenmelerle değil kalplerde yerleşmesiyle yaşayışın da onu doğrulamasıyla vucut bulur."