"Dünyayı görüp tanıdıkça hoşnutsuzluğum artıyor."
Austen'ın bu tespiti modern dünya için de geçerli mi? Görünene mi inanmalı, yoksa zamanın maskeleri düşürmesini mi beklemeli?
Aşk ve GururJane Austen · Avrupa Yakası Yayınları · 201698bin okunma
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"İnsan konuşarak tanır kendini. Tanıdıkça sever. Kendini sevmeyen kendine sahip çıkamaz."
Şükrü Erbaş, iyileşmenin yolunun dışarıdan değil, insanın kendi sesinden geçtiğini hatırlatıyor. Kendi gölgemizde boğulmak yerine, kendi gerçeğimizi ışıtabilmek dileğiyle.
Akıllı insan neden daha mutsuzdur? Çünkü gördüğü kusurları görmezden gelemez.
Kendi içine çekilmek bile bir kaçış değil, çünkü insan orada da en çok kendine sabretmeyi öğrenmek zorunda. Baltasar Gracián'dan hayat dersi.
Modern dünyanın "başarı" formülü vicdanı bir kenara bırakmak mı? Bukowski, Kadınlar kitabında sistemin acımasız bir röntgenini çekiyor. Dürüstlerin yavaşladığı, "kestirmecilerin" hızlandığı bir düzende ayakta kalmak... Sizin bu konudaki fikriniz ne?
Hayat, tıpkı bir satranç tahtası gibi her hamlede bizi farklı bir olasılığa sürükler. Önemli olan elindeki taşın büyüklüğü değil, onu hangi karede ve ne zaman kullandığındır.
Bazen en zayıf görünen hamleler, oyunun sonunda en büyük zaferi getirir. Unutma; her parçanın bir zamanı, her sabrın bir karşılığı vardır.