Beni en güzel günümde
Sebepsiz bir keder alır.
Bütün ömrümün beynimde
Acı bir tortusu kalır.
Anlayamam kederimi,
Bir ateş yakar derimi,
İçim dar bulur yerimi,
Gönlüm dağlarda bunalır.
Ne kış, ne yazı isterim,
Ne bir dost yüzü isterim,
Hafif bir sızı isterim,
Ağrılar, sancılar gelir.
Yanıma düşer kollarım,
Görünmez olur yollarım,
En sevgili emellerim
Önüme ölü serilir...
Ne bir dost, ne bir sevgili,
Dünyadan uzak bir deli...
Beni sarar melankoli:
Kafamın içersi ölür.
"Bence şiirin eskisi ve yenisi yoktur. İyi şiir muhakkak ki insana bir şey ilave eder, bu şey bazen tez olur, bazen bizim mânen daha genişlememizi temin eden bir heyecan olur. Şiir insanda yarattığı lirik heyecanının derecesi kadar uzun ömürlü olur" diyor Sabahattin Ali...
Şiiri bir yenilenme ve arınma olarak görüyorum. Yazmaya olan ilgim sayesinde okumaya da alışkanlık kazanmış birisi olarak söylüyorum. Bir yerlerde, bir köşede okumadığım bir başka şiirin olduğu düşüncesi bile heyecan veriyor. Her şiir keşfedilmeyi hak ediyor ve taşıdığı duygu yükleri ile bizleri etkiliyor. Bazen bir savaş adına bazen seviliye bazen ise var olan düzene dökülüyor dizeler. Ancak hepsinde ortak bir nokta var ise o da insan oluyor. Çünkü duyguların var olduğu yerde şiir de ortaya çıkıyor. Edebiyatımızın en büyüklerinden olan Sabahattin Ali'nin etkileyici romanları üzerine onun şiirlerini okumak çok güzel izler bırakıyor.
İyi okumalar...