Ayağa kalktım, Raymond hararetle elimi sıktı, erkeklerin birbirlerini her zaman anladıklarını söyledi. Odasından çıkınca kapıyı kapatti, sahanlıkta, karanlığın ortasında bir an öylece durdum. Bina sessizdi,merdiven boşluğundan karanlık ve nemli bir esinti yükseliyordu. Kanımın kulaklarımda zonklayisindan başka bir şey duymuyordum. Kımıldamadan öylece durdum. İhtiyar salamono'nun odasında köpek boğuk boğuk inledi.
Bu kez, bir fincan sütlü kahve getirmeyi teklifi etti. Sütlü kahveyi çok sevdiğim lan kabul ettim, bir süre sonra elinde tepsiyle geri geldi. Kahve içtim. O zaman da canım sigara çekti. Ama duraksadım, Çünkü annenin yanında içip içemeyeceğimi bilemedim. Sonra düşündüm, hiçbir önemi yoktu bunun.