Emre Erbilen

Emre Erbilen
@Emrerbilen13
Bir kadının bize her şeyini verdiğini zannettiğimiz anda onun hakikatte bize hiçbir şey vermiş olmadığını görmek, bize en yakın olduğunu sandığımız sırada bizden, bütün mesafelerin ötesindeymiş kadar uzak bulunduğunu kabule mecbur olmak acı bir şey.
Edebiyat
Reklam
Hızlı ve rutubetli bir rüzgâr esiyordu, içimde, ancak sarhoş olduğum zamanlar hissettiğim, müthiş bir yürümek ve koşmak arzusu vardı. Saatlerce, günlerce gidebileceğimi zannediyordum. Etrafıma bakmayı unutmuş, bir hayli ilerlemiştim. Rüzgâr çoğaldığı için adeta göğsümden biri iter gibi oluyor, bu kuvvetle mücadele ederek ilerlemek bana zevk veriyordu. Birdenbire niçin buralara geldiğimi düşündüm... Hiç... Sebep filan yoktu... Karar vermeden yürüyüp gelmiştim. Yolun iki tarafındaki ağaçlar rüzgârdan inliyor ve gökyüzünde bulutlar, büyük bir hızla koşup gidiyordu. İlerideki siyah ve kayalık tepeler henüz biraz aydınlıktı ve onlara sürünüp geçen bulutlar sanki buralarda kendilerinden birer parça bırakıyorlardı. Gözlerimi yumarak ilerliyor ve ıslak havayı içime çekiyordum. Kafamdan söküp attığım sual tekrar belirdi: Niçin buralara geldim?.. Rüzgâr dün akşamkine pek benziyordu, belki biraz sonra kar da sepelemeye başlayacaktı... Dün akşam buralarda başka bir adam, gözlükleri buğulanarak, şapkası elinde ve göğsü bağrı açık, koşar gibi yürüyordu... Rüzgâr kısa ve seyrek saçlarının arasına giriyor, kim bilir nasıl tutuşan başına, dıştan bir serinlik veriyordu. Bu başın içinde neler vardı? Bu baş, bu hasta, bu yaşlı vücudu neden buralara sürüklemişti? Raif efendinin o karanlık ve soğuk gecenin içinde nasıl yürüdüğünü, yüzünün nasıl bir şekil aldığını tasavvur etmek istiyordum. Buraya neden geldiğimi şimdi anlamıştım: Onu ve onun kafasının içinden geçenleri burada daha iyi göreceğini sanıyordum.
Kitap Alıntısı

Emre Erbilen

, bir kitap okudu
Puan vermedi·168 syf.·
27 saatte okudu
·
2025 23. kitabı
Sabahattin Ali
8.7/10 · 376,4bin okunma
Delilsiz yazılarının bir kesitinde resmen itiraf ediyor
Mezopotamya bölgesini tarihte olduğu gibi yine Doğu coğrafyasının en üretken bölgeleri arasına sokmak büyük bir sermaye ve kalabalık bir iş gücü ister. Dünyayı ele geçirmeyi hayal eden Almanya bile Güney Mezopotamya bölgesinin restorasyonu konusuna el atmaya gerektirdiği kaynaklar nedeni ile şimdiye kadar cesaret edememiştir. Almanya bu bölgenin geliştirilmesi projesini zengin Hint topraklarını İngiltere’nin elinden aldıktan sonraya bırakmış gözükmektedir. Deneyimlere dayalı Alman diplomasisi bu konuda da diğer emperyal planlarında olduğu gibi gerçekçidir. Çünkü Güney Mezopotamya bölgesinin kalkınmasını sağlayacak kaynaklar Hindistan’a bağlıdır. Bu iddiamı kanıtlayacak bir delilim yoktur ancak Almanların böyle düşündüklerinden eminim
Tarih
Yazarın saçmalamalarından bir kesit
Bazı köy ve kasabalarda Ermeni kadın ve kızlar Kürt askerlere verilmekteydi. Kürtler sekiz on yaşlarından itibaren tüm genç kızlara halkın ve ailelerinin gözleri önünde tecavüz ediyor ve tecavüzler sırasında aşırı kanayan veya yaralanan kız çocukları işlerine yaramayan yaşlı kadınlarla beraber vuruyorlardı.
Tarih
Reklam