Önce hayata atıldım. Fakat bunu nasıl yaptığımı bir türlü anlayamadım. (bir durumdan baska
bir duruma nasıl geçtiğimi zaten bir türlü kavrayamam. Mesela, karanlıktan sonra birdenbire
nasıl aydınlık olur, albayım? Siz hiç görebildiniz mi?) herhalde bir süre, hiç kımıldamadan
Beklemeliydim; sonra hayata yavaş yavaş atılmalıydım. Oysa bana birdenbire, işte evlendin ya,
Hayatını kazanıyorsun ya, o halde hayata atıldın, dediler.
Aklımın içini örümce ağları sardı; kafamın sandalyelerinde elbiseler, gömlekler, çoraplar
birikmeye başladı; kurduğum hayaller, bir bekâr odasının dağınıklığa boğuldu. Düşüncemin
duvarlarina resimler asmak istediğim halde bir türlü olmadı. Belirli noktalara biriken eşya,
odanın çıplaklığını daha çok ortaya çıkardı.