... dün gece yarım bıraktığı kitabı okuyarak kendini teselli edecek, ardından kitabı kapatıp yatağına uzanacaktı. En sonundaysa, güzel bir gün yaşamanın, güzel bir hayat yaşamak anlamına geldiğini söyleyen cümleyi düşünerek uykuya dalacaktı.
... insanlar hayatlarında aniden başka bir hikayeye ihtiyaç duydukları döneme adım attıklarında, istedikleri kitabı bulabilmelerine yardımcı olmak için okumaya ve okuduklarını tanıtmaya devam ederek yaşamak istiyordu.
Büyük kitabevlerinin ‘çok satanlar’ bölümüne baktığında yayıncılık sektörünün çarpık bir oto portresini gördüğünü hissederdi. Birkaç adetlik çok satan kitaplara güven duymanın hazin gerçeği... Kitap okunmayan bir kültürün tüm yönlerinin yansıtılmasının bir sonucuydu sadece. Bu gerçeklikle karşı karşıya kalan kitabevi sahiplerinin yapması gereken şey, yine de ufak bir çaba sarf ederek okuyuculara çeşitli kitaplar tanıtmaktı. Bu dünyada sadece çok satanlara girmiş birkaç kitabın ve bu kitabı yazan birkaç yazarın olmadığını, aslında birçok güzel kitap, birçok yazar olduğu gerçeğini bildirmekti.
Çok satanlar listesine girmiş kitaplara baktığında canı sıkılırdı. Sorun kitapların kendisinde değildi. Sorun, bir kez o listeye giren kitabın devamlı o listede kalmasıydı. Çok satan denilen şeyin, çeşitliliği yok olmuş bir yayın kültürünü temsil ettiği fikri giderek güçlenmişti.