Yarım kalan hayaller,
Eksik kalan, bitmemiş cümleler gibi
İçimde yankılanıyor sessizce.
Her kelime bir yara,
Her suskunluk bir ölüm.
Seninle tamamlanacak sandığım ömrüm,
Şimdi yarım kalmış bir hikâye.
Ne başı var ne sonu,
Sadece ortasında kaybolmuş bir çaresizlik.
Gözlerinle başlayan bahar,
Sessizliğinle kışa döndü.
Ve ben, yarım kalmış bir şarkının
Son notasını arıyorum hâlâ.
Bir şehir içimde susar, geceyle konuşur
Yorgun sokaklar gibi kalbim bana susmuş olur
Ne yana dönsem aynı yüz, aynı kırık hatıra
Ben kaybolmuş bir adımım, düşmüşüm zamana
Bir sözün yettiği yerde bin sessizlik büyür
İçimdeki fırtına kimseye görünmez ölür
Sevda dediğin şey mi bu, yoksa bir sınav mı
Her sevgi biraz yara, her dokunuş bir ağrı
Sessiz bir yangın var içimde büyüyen
Ne söner ne diner, beni içten tüketen
Koşsam da kurtulamam, kendi gölgemden
Ben kendime yenildim, en çok kendimden
Annemin sesi uzaktan “sabret” diye çınlar
Ama sabır da bazen insanı içten yıkar
Bir çocuk saklı bende hâlâ umutla bakan
Ama büyümek dediğin şey biraz da kanatan
Güldüğüm her an bile yarım kalmış bir film
Mutluluk dediğin şey, uzak bir ihtimal film
Kırılmış aynalarda kendimi ararken
Her parça ayrı bir ben, dağılmışım ben zaten
Nerede o saf ve temiz sevgiler, karşılık beklemeden verilen dostluklar… Zaman öyle hızlı değişti ki etrafım çıkar peşinde koşan, gösteriş meraklısı ucuz insanlarla doldu. Samimiyet artık nadir bir hazine, güven kolay kazanılmıyor, kalpler ise hesap kitapla ölçülüyor. Bir gülüş, bir dost eli eskisi kadar değerli değil artık; her şey hızlı, yüzeysel ve geçici… İçimde bir özlem var, o eski gerçekliği arayan