Enes

bkz.İSKİ Skandalı ve "aslan, sosyalist demokratlar"
"Prof.Dr. Veysel Eroğlu İSKİ'nin başına geldiğinde İSKİ Sosyalist bir idare elinde soyulup soğana çevrilmişti.Kasası tamtakırdı.167 müteahhide borçluydu.Piyasadan 400 esnafa olan borcunu ödeyemiyor, eczaneler bile İSKİ çalışanlarının reçetelerini kabul etmiyordu.Veysel Eroğlu bu müflis kuruluşta 33 kişilik ekibiyle işe başladı ve inanılmayacak bir başarıya ulaştı : 40 günde İSKİ'yi iflastan kurtardı.Bu yenmiş, tükenmiş kuruluşun gelirlerini 70 gün sonra ikiye katladı. Bunu nasıl başardıklarını şöyle anlatıyor : "Bizden önceki yönetimde adamlar taş patlasa 100 milyon ödenecek yere 600 milyon lira verip 5 sene kontrat imzalamışlar.Yurt dışında, İSKİ için boru alındığında bazı " devrimci, Atatürkçü, ilerici " İSKİ yöneticileri hesabına %5,%10,%15 gibi paralar yatırılmıştı. Bir mühendise ayda 660 milyon lira para ödemişler.Bazı müteahhitlere fazla para ödemişler.Velhasıl anlatmakla bitmez. Bunların hepsini tasfiye ettik. İşte İSKİ gelirlerinin 70 günde ikiye katlanmasının sebebi bunlardır."
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Köy Enstitüleri iptidai biz zihniyetle kurulmuş, fırsat ve imkan eşitliğini yok etmiştir. Şöyle ki: Köy Enstitüleri'nden mezun olan bir öğretmen 20 lira maaşla 20 yıl köy öğretmenliği yapmak mecburiyetindeydi. Şehirlere gelmek isteyenler 20 yıl bekleyeceklerdi. Köyde doğmak, Köy Enstitüsü'nde okumak neden bir çocuğu böyle köye zincirlesin ki? DP iktidarı Köy Enstitüleri kapatmamış, eğitim sistemi değiştirilerek Köy İlköğretmen Okulu olarak yine köylümüzün ve millet izin hizmetinde olmuştur ve köy öğretmenlerinin maaşları da 20 liradan 105 liraya çıkarılıp önlerindeki engeller de kaldırılmıştır.
Orhan Şaik Gökyay, 1.5 yıl neden hapis yattığını anlatıyor :
İsmet İnönü de 19 Mayıs 1944 nutku da Atsız'ı ve arkadaşlarını ve üniversite öğrencilerini vatana ihanetle suçladı. Çok basit bir nümayişi devlete karşı bir ayaklanma gibi gösterince iş büyüdü. 1923'ten 1950 yılına kadar CHP'nin çok ama çok yanlış bir vatanseverlik anlayışı vardı. Adamlar "Kim ki CHP'lidir, vatanseverdir ;kim ki CHP'li değildir, vatan hainidir" diye rezil bir safsata içindeydiler. Beni içeriye almalarının sebebi, Atsız'a sadece iki mektup yazmamdan kaynaklanmıyor. Ya neden kaynaklanıyor? Atsız'ın arkadaşı olmamdan kaynaklanıyor.
Bir vatan evladından, bir teröristten...
"Bucak Aşireti, Urfa'da, devletimizden önce PKK üzerine yürümüş, onlarla şakır şakır çatışmış bir aşiret. Devletimize, milletimize bağlı insanlar. Ama 12 Eylül Darbesi'nden sonra, sevgili idarecilerimiz şu meşhur denge siyasetiyle hareket ettikleri için, hem PKK militanlarını hem de onlara aman vermeyen aşiret mansuplarını kıskıvrak yakalayarak içeri tıkmışlar."
"Bir Fransız yazarının bizim hakkımızdaki hükmü şöyle : Türkler ; İsviçre Medeni Kanunu'na göre doğarlar, büyürler, nişanlanırlar, ayrılırlar, miras sahibi olurlar. Türkler,bir suç işlediklerinde İtalyan Ceza Kanunu'na göre hüküm giyer veya beraat ederler. Ticarete atıldıklarında, Fransız Ticaret Hukuku'ndan faydalanırlar. Öldükleri zaman da İslam Hukuku'nda göre defnedilirler." (Ahmet Muhip) Dranas demişti ki :" Bu tespit kanıma dokundu! Artık bizim cenaze merasimlerimize bile Batı gelenekleri bulaşmaya başladı. Bazı ünlülerimizin cenazelerini, Chopin'in ölüm marşıyla kaldırıyoruz. Batılılar gibi cenaze başında nutuk söylüyoruz. Batılılar gibi borazan sesi eşliğinde saygı duruşunda bulunuyoruz. Siyahlara bürünüyoruz.Bir tek ıstavroz çıkarmamız noksan kaldı. Yakışır mı bunlar bize? "