-Bugüne kadar okuma yazma bilmeden yaşadım.Tanrıya şükür kimseden daha kötü halde değilim.
Oblomov içinden "Ştolts'un hakkı var, köyde bir okul açmalıyım'' dedi. Zahar devam etti:
-İlyinskilerin okuma yazma bilen bir adamları var, hizmetçileri diyorlar ki, gümüş takımları çalıp çalıp satıyormuş.
Oblomov, fikrinden caydı: "Boş hayaller bunlar;biraz okula gidenler büsbütün ahlaksız oluyor;kahvede oturup mızıka çalmakla, içki içmekle vakit geçiriyorlar.Hayır hayır, okul açmayı sonraya bırakmalı."
Yoksa insan en derin zekanın bile içinden çıkamayacağı bir çelişmeler karanlığına düşer.Bir gün bir şeyi istersin, ertesi gün tutkuyla, ölesiye ona bağlanırsın, daha ertesi gün onu istediğinden utanırsın, arzun yerine geldiği için hayata lanet edersin.İşte insan hayatta kendi isteğinin peşinden serbestçe giderse böyle olur. Bastığımız yeri yoklayarak yürümeliyiz;bazı şeylerden gözlerimizi çevirmeliyiz, mutluluk hülyalarına kapılmamalıyız,mutluluk elimizden kaçarsa isyan etmemeliyiz; hayat budur işte... Kim demiş hayat zevk ve mutluluktur. Ne saçma düşünce! Hayat hayattır, bir ödevdir, ödev dediğin de çetin bir iştir. O halde ödevimizi yapalım...