Tutku, olanaklar dünyasını hayal ettiğimizde ateşlenir ve gerçekle yüzleştiğimizde söner.Sizi şehvetle yatağına çağıran aşkın tanrı veya tanrıçası, paçavra bir mendile burnunu sümküren uykucu bir eşe dönüştüğünde, aşkın doğası (beraber olmanızın sebebi) dopaminerjik rüyalardan başka bir şeye! dönüşmek zorundadır.
Bazen de istediğimiz şeyleri elde ettiğimizde, beklediğimiz gibi güzel olmuyorlar.Dopaminerjik heyecan (yani, beklenti heyecanı) sonsuza kadar sürmez, çünkü eninde sonunda gelecek, şimdiki zamana dönüşür.Dopaminin işi bittiğinde, bilin-mezin heyecan verici gizemi, günlük hayatın sıkıcı bilinirliğine dönüşür ve keyifsizlik ortaya çıkar.
Aşk neden ölüyor? Beyinlerimiz beklenmeyeni is temeye, o yüzden de her türlü heyecan verici şeyin mümkün olabileceği geleceğe odaklanmaya programlıdır.Eğer aşk dâhil herhangi bir şey bilindik bir konuma gelirse, bu heyecan kayboluyor ve yeni şeyler dikkatimizi çekmeye başlıyor.Bu fenomeni araştıran bilim insanları, yenilikten oluşan hevesimize ödül tahmini yanılgısı diyorlar ve ismi de kendisini açıklıyor zaten.Neyin geleceği üzerine sürekli tahminlerde bulunuruz.Bunlar işten saat kaçta çıkacağımız veya bankamatiğe gittiğimizde hesabımızda ne kadar para bulacağımız gibi şeyler olabilirler.Eğer olan şey tahminimizden daha iyi çıktıysa, bu, gelecek hakkındaki tahminimizde yanıldığımızı gösterir: Belki işten erken çıkacağız, belki de hesabımızda yüz dolar fazladan para bulacağız.Dopamini etkinleştiren şey sevindirici yanılgımızdır. Olay tek başına erken çıkmamız veya fazladan paramızın olması değildir. Beklenmedik güzel haberlerin heyecanıdır.Aslında ödül tahmini yanılgısının olabileceğinin ihtimali bile dopamini harekete geçirmeye yeter.