Engin Nazlı

Engin Nazlı
@Engin5252
Karaları deniz yapar dağları rüzgar yapıp kalbine yelken açarım
Teknoloji bölümü
Tekirdağ /Çerkezköy
Ordu /ünye, 1 Temmuz 1992
57 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Hey, dün gece Mauel'de tavladığın kız çok tatlıydı; Judy orada olsa seni öldürürdü. Adı neydi?" "Ahh..." "Hadi ama, o kadar da sarhoş değildin. Kızı arayacak mısın?" Jeff giderek artan bir panikle arkasını döndü. Martin'e söylemek istediği bin tane şey vardı ama hiçbiri bir anlam ifade etmezdi, bu manasız durum gibi. "Sorun ne, ahbap? Berbat görünüyorsun." "Ben, ah, dışarı çıkmam lazım. Biraz hava almam gerekiyor." Martin kaşlarını çatıp şaşkın Şaşkın ona baktı. "Evet, galiba öyle." Jeff masasının önündeki sandalyeye fırlatılmış haki renk pantolonu aldı ve yatağının yanındaki dolabı açıp bir Madras gömlek ve kadife ceket çıkarttı. "Revire git," dedi Martin. "Grip olduğunu söyle. Belki Garrett sınava sonradan girmene izin verir." "Tamam, olur." Jeff aceleyle giyindi ve ayağına deri moka- senlerini geçirdi. Nefes nefese kalmak üzereydi; kendini yavaş yavaş nefes almaya zorladı. "Bu geceki Kuşları unutma, tamam mı? Saat sekizde Dooley's'de Paula ve Judy ile buluşuyoruz; önce bir şeyler atıştıracağız." "Tamam. Görüşürüz." Jeff koridora çıktı ve kapıyı ardından kapattı. Merdivenleri bulup hızla üç kat aşağı indi ve yanından geçtiği genç çocuklardan biri ismini seslenince mekanik bir sesle "N'aber" dedi.
Sayfa 7·Kitabı okudu
Odanın kapısı ardına kadar açıldı ve içerideki kapı tokmağı kitaplığa çarptı. Her zaman olduğu gibi. "Hey, ne işin var senin burada? Saat on bire çeyrek var. Onda Amerikan Edebiyatı sınavın var sanıyordum." Martin kapıda duruyordu, bir elinde kola, diğerinde bir sürü test kitabı vardı. Jeff in birinci sınıftan oda arkadaşı Martin Bailey; üniversite ve sonrasındaki birkaç yıl boyunca en yakın arkadaşı. Martin 1981'de boşanması ve ardından gelen iflasından sonra intihar etmişti. "N'apıcaksın?" diye sordu Martin. 'T mi almayı planlıyorsun?" Jeff şaşkınlık dolu bir sükunetle uzun zaman önce ölmüş olan arkadaşına baktı: Gür, siyah saçları henüz seyrelmemişti, yüzünde çizgiler yoktu ve parlak, genç gözleri henüz hiçbir acı görmemişti. "Hey, sorun ne? Sen iyi misin, Jeff?" "Ben...kendimi iyi hissetmiyorum."
Sayfa 6·Kitabı okudu
Kapıya yakın olan masanın üzerinde duran, kaz boynu şekilli eski lambayı ne zaman oynatsa yerinden çıktığını anımsadı. Ve Martin'in yatağının yanındaki halıda kocaman bir kan lekesi vardı. Evet, işte tam orada Jeff, Judy Gordon'u gizlice yukarı çıkartıp, kız Drifters eşliğinde dans etmeye başlayıp da Chianti şişesine takıldığı zamandan kalmıştı bu leke. Jeffin uyandığında hissettiği hafif kafa karışıklığı yerini sağlam bir şaşkınlığa bırakmıştı. Çarşafları kenara itti, yataktan fırladı ve titreyerek masalardan birine yürüdü. Kendi masasına. Üstünde duran kitaplara baktı: Kültür Modelleri, Samoa'da Büyümek, Nüfus İstatistikleri. Sosyoloji 101. Dr...neydi? Danforth, Sanborn? Sabah saat sekizde kampusun uzak bir ucundaki küf kokulu, eski ve büyük holde dersten sonra kahvaltısını ederdi. Benedict kitabını aldı, sayfaları çevirdi; bazı satırların altları çizilmişti ve kendi el yazısıyla sayfa kenarlarına notlar alınmıştı.
Sayfa 6·Kitabı okudu
13:06 18 Ekim 1988 Ve sonra düşünmekten kaçınması gereken hiçbir şey kalmadı çünkü düşünme süreci bitmişti. Jeff nefes alamıyordu. Elbette nefes alamıyordu; ölçmüştü. Ama öldüyse neden nefes alamadığının farkındaydı? Ya da herhangi bir şeyin? Tepesinde toparlanmış battaniyeyi kafasından çekti ve nefes aldı. Kendi ter kokusuyla dolu ağır ve nemli bir hava. Demek ölmemişti. Her nasılsa, bunu fark etmek onu heye- canlandırmadı, tıpkı ölümle ilgili önceki varsayımlarının onu dehşete düşüremediği gibi. Belki de hayatın bitişini gizlice, hoşnutlukla karşılamıştı. Şimdiyse her şey önceden olduğu gibi devam edecekti: Tatminsizlik ve başarısız evliliğinin sonucu ya da sebebi olan, artık hangisi olduğunu hatırlayamıyordu, bir amaçtan ve umuttan yoksun olmanın acısı. Battaniyeyi suratından çekti ve kırışık çarşafları tekmeledi. Karanlık odanın bir yerlerinden zar zor duyulan bir müzik sesi geliyordu. Eski bir şarkıydı: ġu Phil Spector kız gruplarından birinin söylediği "Da Doo Ron Ron". Jeff lambanın düğmesine uzandı, kafası yerinde değildi. Ya bir hastane yatağındaydı ve ofiste olanlardan sonra iyileşmeye çalışıyordu ya da evdeydi ve her zamankinden kötü bir rüyadan uyanmıştı. Eli yatağın bağışındaki lambayı buldu ve ışığı açtı. Ufak, dağınık bir odadaydı; kıyafetler ve kitaplar yerlere saçılmış ve bitişik iki masa ve sandalyenin üzerinde gelişigüzel kümelenmişti. Ne bir hastane ne de kendisinin ya da Linda'nın yatak odasıydı burası fakat bir şekilde tanıdıktı.
Sayfa 4·Kitabı okudu