Engin Nazlı

Engin Nazlı
@Engin5252
Karaları deniz yapar dağları rüzgar yapıp kalbine yelken açarım
Teknoloji bölümü
Tekirdağ /Çerkezköy
Ordu /ünye, 1 Temmuz 1992
57 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
Odanın kapısı ardına kadar açıldı ve içerideki kapı tokmağı kitaplığa çarptı. Her zaman olduğu gibi. "Hey, ne işin var senin burada? Saat on bire çeyrek var. Onda Amerikan Edebiyatı sınavın var sanıyordum." Martin kapıda duruyordu, bir elinde kola, diğerinde bir sürü test kitabı vardı. Jeff in birinci sınıftan oda arkadaşı Martin Bailey; üniversite ve sonrasındaki birkaç yıl boyunca en yakın arkadaşı. Martin 1981'de boşanması ve ardından gelen iflasından sonra intihar etmişti. "N'apıcaksın?" diye sordu Martin. 'T mi almayı planlıyorsun?" Jeff şaşkınlık dolu bir sükunetle uzun zaman önce ölmüş olan arkadaşına baktı: Gür, siyah saçları henüz seyrelmemişti, yüzünde çizgiler yoktu ve parlak, genç gözleri henüz hiçbir acı görmemişti. "Hey, sorun ne? Sen iyi misin, Jeff?" "Ben...kendimi iyi hissetmiyorum."
Sayfa 6·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kapıya yakın olan masanın üzerinde duran, kaz boynu şekilli eski lambayı ne zaman oynatsa yerinden çıktığını anımsadı. Ve Martin'in yatağının yanındaki halıda kocaman bir kan lekesi vardı. Evet, işte tam orada Jeff, Judy Gordon'u gizlice yukarı çıkartıp, kız Drifters eşliğinde dans etmeye başlayıp da Chianti şişesine takıldığı zamandan kalmıştı bu leke. Jeffin uyandığında hissettiği hafif kafa karışıklığı yerini sağlam bir şaşkınlığa bırakmıştı. Çarşafları kenara itti, yataktan fırladı ve titreyerek masalardan birine yürüdü. Kendi masasına. Üstünde duran kitaplara baktı: Kültür Modelleri, Samoa'da Büyümek, Nüfus İstatistikleri. Sosyoloji 101. Dr...neydi? Danforth, Sanborn? Sabah saat sekizde kampusun uzak bir ucundaki küf kokulu, eski ve büyük holde dersten sonra kahvaltısını ederdi. Benedict kitabını aldı, sayfaları çevirdi; bazı satırların altları çizilmişti ve kendi el yazısıyla sayfa kenarlarına notlar alınmıştı.
Sayfa 6·Kitabı okudu
13:06 18 Ekim 1988 Ve sonra düşünmekten kaçınması gereken hiçbir şey kalmadı çünkü düşünme süreci bitmişti. Jeff nefes alamıyordu. Elbette nefes alamıyordu; ölçmüştü. Ama öldüyse neden nefes alamadığının farkındaydı? Ya da herhangi bir şeyin? Tepesinde toparlanmış battaniyeyi kafasından çekti ve nefes aldı. Kendi ter kokusuyla dolu ağır ve nemli bir hava. Demek ölmemişti. Her nasılsa, bunu fark etmek onu heye- canlandırmadı, tıpkı ölümle ilgili önceki varsayımlarının onu dehşete düşüremediği gibi. Belki de hayatın bitişini gizlice, hoşnutlukla karşılamıştı. Şimdiyse her şey önceden olduğu gibi devam edecekti: Tatminsizlik ve başarısız evliliğinin sonucu ya da sebebi olan, artık hangisi olduğunu hatırlayamıyordu, bir amaçtan ve umuttan yoksun olmanın acısı. Battaniyeyi suratından çekti ve kırışık çarşafları tekmeledi. Karanlık odanın bir yerlerinden zar zor duyulan bir müzik sesi geliyordu. Eski bir şarkıydı: ġu Phil Spector kız gruplarından birinin söylediği "Da Doo Ron Ron". Jeff lambanın düğmesine uzandı, kafası yerinde değildi. Ya bir hastane yatağındaydı ve ofiste olanlardan sonra iyileşmeye çalışıyordu ya da evdeydi ve her zamankinden kötü bir rüyadan uyanmıştı. Eli yatağın bağışındaki lambayı buldu ve ışığı açtı. Ufak, dağınık bir odadaydı; kıyafetler ve kitaplar yerlere saçılmış ve bitişik iki masa ve sandalyenin üzerinde gelişigüzel kümelenmişti. Ne bir hastane ne de kendisinin ya da Linda'nın yatak odasıydı burası fakat bir şekilde tanıdıktı.
Sayfa 4·Kitabı okudu
İhtiyacımız olan, ihtiyacımız olan şey ...konuşmak, diye düşündü. Birbirimizin gözlerinin içine bakıp şunu söylemek: Yürümüyor. Hiçbir şey, romantizm ya da tutku ya da görkemli planlar. Hepsi boşa çıkıyordu ve suçlanacak hiç kimse yoktu. Bu böyleydi, o kadar. Fakat tabii ki bunu asla yapmayacaklardı. Başarısızlığın özü de buydu, daha derin ihtiyaçlarından nadiren konuşmaları ve her zaman aralarında duran o eksiklik hissinin lafını açmamaları. Linda anlamsız ve soğan doğramaktan yaşarmış gözyaşını elinin tersiyle sildi. "Beni duydun mu, Jeff?" "Evet. Seni duydum." "İhtiyacımız olan şey şey," dedi, Jeff e dönüp ama doğrudan ona bakmayarak, "yeni bir duş perdesi." Büyük olasılıkla Jeff ölmeye başlamadan önce telefonda ifade edeceği ihtiyaç da bunun gibi bir şeydi, "...on iki yumurta," diye bitecekti cümlesi muhtemelen, ya da "...bir kutu kahve filtresi." Peki Jeff bütün bunları neden düşünüyordu, merak etti. Ölüyordu, Tanrı aşkına, son düşünceleri daha derin, daha felsefi bir Şeyler olamaz mıydı? Ya da hayatının önemli noktalarının hızlı tekrarı ve kırk üç yılın gözden geçirilmesi? İnsanlar boğulurken böyle olurdu, değil mi?
Sayfa 3·Kitabı okudu
Güzel bir ev de iyi olurdu hani, belki de bazı hüzünlü pazar günleri Montclair, Upper Mountain Road'daki, önlerinden geçerken içlerini çektikleri görkemli ve eski evlerden biri. Ya da White Plains'de bir ev, golf sahalarının yakınındaki Ridgeway Avenue'deki on iki odalı Tudor evlerinden biri. Golfe bağlamak istediğinden değil; Maple Moor ve Westchester Hills gibi isimleri olan o geniş yeĢillikler Brooklyn-Queens otobanı ve LaGuardia Havalimanı pistinden daha hoş bir ortam olacağı için.
Sayfa 2·Kitabı okudu