Engin Şenol

Engin Şenol
@Engin55
Teknolojinin dönüştürdüğü hayatı, çağın kırılma anlarını ve insanın değişmeyen sorularını anlamaya çalışan bir zihnin notları.
Osmanlıca'larınızı görelim bakalım..
Engin Şenol
Söz muhteşem bu arada
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bir Sığınak Olarak 1000Kitap
#299772782 Kitabı okuyanlar bilir; bu cümleyi kuran karakter dünyadan izole, kapalı bir yerde yaşıyor ve dışarıyla kurabildiği tek sağlıklı bağlantı ona gelen mektuplar. Bu cümlede durakladım ve uzun zamandır gözlemlediğim 1000kitap ortamını düşündüm. Burada kabaca iki tayfa var. Bir tarafta genç, eğlence arayan, kitapla pek derdi olmayan, platformu bir nevi sosyal medya gibi kullanan, bazen de trollerle ortamı sulandıran bir kitle. Diğer yanda ise burayı asıl var oluş sebebi olan kitaplar için kullanan, kendi halinde ve bu ilk gruba ciddi tepki gösteren tayfa. Şimdiye kadar bu tepkili gruba ben de pek ses etmedim. İsteyen istediği gibi kullansın, herkesin kendi tercihi deyip geçiyordum. Ama Murakami'nin o cümlesi taşları yerine oturttuğunda meseleyi daha iyi kavradım. Kitaplarla bu kadar derin bağ kuran o kitle, tıpkı romandaki karakter gibi aslında kendi hayatlarında bir nevi yalnızlık veya yalıtılmışlık içindeler. Belki gerçek dünyayla aralarına koydukları bir mesafe var ve 1000kitap, onların o dünyayla kurduğu en güvenli bağ. Onların dışarıdan aldıkları "mektup" burası. Haliyle, o eğlence arayan kalabalık bu alanı kendi geyikleriyle sulandırdığında, sadece bir web sitesinin kalitesi düşmüyor; o izole insanların sığındığı, belki de nefes aldığı o tek güvenli alan işgal ediliyor. O gösterdikleri sert tepkinin, bazen orantısız görünen o öfkenin altında yatan şey aslında bu sığınağın bozulmasına duydukları haklı kaygı. Dünyayla kurdukları o ince bağın zedelenmesinden korkuyorlar. Ortada çözülmesi gereken bir problem ya da benim sunacağım bir reçete yok. Sadece o öfkeli tayfayı artık çok daha iyi anladığımı söylemek istedim. İmkansızın Şarkısı - Haruki Murakami
Engin Şenol
Platforma geri döndüm. Meğer edebiyat da enflasyondan nasibini almış… Eskiden bir cümle yazardık, kendi yolunu bulurdu. Şimdi ise kelimeler de “premium üyelik” istiyor. Yazıyorsun, paylaşıyorsun… sonra bir ses: “20 TL verirsen daha fazla kişiye ulaşabilirsin.” Ne güzel. Duygularımın da bir tarifesi olmuş. Üç gün önce bir şeyler karaladım, hani şu eski usul içtenlikten… Ama algoritma sağ olsun, henüz 30 kişiyi bile rahatsız edemedik. Belki biraz daha bütçe ayırsam, cümlelerim de VIP geçiş yapar. Merak edenler için, işte o “20 TL’lik” yazı: #299650041 Okursanız sevinirim. Okumazsanız… sorun değil, belki bir gün zam gelir, görünür olur 🙂
Kutlu Çöküş
Umut dedi, durdu. Neydi umut. Eskiden olsa fakirin ekmeğini bandığı hayal derdi. Oysa ya şimdi..... Sofra aynı boş sofra ama artık o sofrada bir umudun gölgesi bile yok. Emeği geçenleri kutlamak lazım; nereden nereye... Artık fakirin sadece midesi değil, yarını da bomboş. Ne de olsa bu enkaz, sistemli bir çalışmanın eseri.
Engin Şenol
yazının tamamı enginsenol.com.tr/post/kutlu-cokus adresinde