Meydanın gürültüsünü geride bırakıp Kütüphane'ye giriyorum. Neredeyse fiziksel olarak kitapların çekimini hissediyorum, sakin düzenli bir çevre, büyülü bir biçimde dondurulmuş ve korunmuş zaman.
Tepetaklak gidiyordu ve şu an yine eli boş, çırılçıplak ve aptal aptal dikiliyordu dünyada. Ama bundan dolayı bir üzüntü duymuyordu, hayır, içinden işte öylesine gülmek geliyordu, kendi kendine gülmek, bu acayip, bu sersem dünyaya gülmek.