Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 12 dk.
Sayfa Sayısı:
148
Basım Tarihi:
Eylül 2017
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Orijinal Adı:
El hacedor
ISBN:
9789750514258
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Borges’in kendine dönen evreni
Puan vermedi·148 syf.·
2026 110. kitabı
Bir kişi yeryüzünün resmini yapmaya kalkışır. Yıllar boyunca bir mekanı illerin, krallıkların, dağların, koyların, teknelerin, adaların, balıkların, odaların, aletlerin, yıldızların, atların, insanların resimleriyle doldurur. Ölmeden az bir zaman önce bakar ki sabırla gerçekleştirilen bu labirent, kendi yüzünün çizgilerini taşıyor.” (s.148) Jorge Luis Borges Yaratan ’ın sonsözünde yazdığı bu birkaç cümleyle kitabının bütün ruhuna dokunuyor. Dünyayı anlamaya, geçmişin izlerini toplamaya, düşlerin kırık parçalarını bir araya getirmeye, belleğin tortusunu ve zamanın içinden geçen silik yüzleri kavramaya çalışan insanın, bütün o arayışların sonunda dönüp yine kendisiyle karşılaşacağını hissettiriyor. Borges burada yalnızca dünyasını anlatmıyor, dünyayı anlamaya çalışan insanın, aslında kendi iç labirentini çizdiğini de söylüyor. Kitabın ilk bölümündeki düzyazılarında kimlik duygusunu, belleği, ölümü, zamanı ve gerçeği kavrama çabasını her zamanki gibi kısa ama yoğun metinlerle işliyor. Aynalar, labirentler, düşler, kahramanlar, vedalar ve anılar üzerinden insanın aslında kendine bile bütünüyle ulaşamadığını düşündürüyor. İlk bakışta küçük parçalar gibi görünen metinleri derinleştikçe insanın benliğine, yazgısına, korkularına ve varoluşuna açılan kapılar haline geliyor. Borges’in o kısaçık anlatımıyla burada da birkaç cümlenin içine koskoca bir düşünce evreni sığdırıyor. Bu metinlerin içinde Homeros’tan Shakespeare’e, Cervantes’ten Dante’ye uzanan büyük bir edebiyat ve tarih gölgesi dolaşıyor. Borges bir yerde Don Quijote’yi, bir yerde de Martin Fierro’nun yankısını çağırarak yalnızca kendi zihnini değil, insanlığın ortak hafızasını da metinlerin içine taşıyor. Buenos Aires, Balvanera, İngiltere, Roma ya da düşsel saraylar ve labirentler arasında dolaşırken her yer biraz
Düşünce
YaratanJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 2017229 okunma
9/10
·148 syf.··
2020 40. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2020 08:06
Jorge Luis Borges 'bir koleksiyon' dediği bu eseri, külliyatının en kişisel parçası olarak değerlendiriyor. Borges'in bu kitabında şiir, öykü ve denemeler bir arada bulunuyor. Yazar, yazdığı metinlerde karmaşık ruh dünyasını, korkularını bazı olağanüstü güçlerle, rüyalarla; bazen felsefi bazen edebi çoğu zaman da iç içe geçirerek aktarıyor. Borges ile tanışmadıysanız eğer, bu kitabıyla başlayabilirsiniz. İyi okumalar...
Edebiyat
YaratanJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 2017229 okunma
Puan vermedi·148 syf.··
Beğendi
·
2021 176. kitabı
Bakan değil gören göz olmakta hikmet…Evet, görmek insana bahşedilen en büyük nimetlerden biri. Fakat #yunusemre’nin dediği gibi “Bir dem cehâletde kalır, Hiç nesneyi bilmez olur.Bir dem dalar hikmetlere,Câlînus u Lokmân olur.” Manaya ulaşacak olan akıldadır maslahat… Bunca kelamı neden mi yazdım? Ailesinin genetik mirası olan körlük kaderinin kaçınılmazı olarak kapısını çaldığında bunu bir zaafiyet olarak değil bir zırh gibi kuşanan entellektüel kişiliğine hayran olduğum Borges için… Yaratan, Borges’in dünyasına yakından bakmak için bulunmaz bir fırsat… Kendisi bu eserini “koleksiyon “ olarak nitelendiriyor ve kendi külliyatının en kişisel parçası olarak tanımlıyor. Hem felsefeye hem de edebiyata dair muhteşem bir metni okumaktan ötürü duyduğum hazzın kifayeti yok! Öykü, şiir ve denemelerini girift bir portrede okuruna sunan Borges, Doğu’nun ve Avrupa kültürlerini simgeleyen sentezlerini bir araya getiren mahir bir ressam edasında… Gerek evrensel gerek yöresel gerekse kişisel anlamda yeryüzünün resmini çiziyor. Yaratan
YaratanJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 2017229 okunma
5/10
·148 syf.··
2015 10. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2015 22:45
Borges okumalarimda bu defa Yaratan adli kitapla geldim karşınıza.Yaratan Borges 'ten bir şeyler bulabilecegimizi söyleyen içerisinde çok kısa deneme ve uzun şiirlerin yer aldığı 148 sayfalık bir kitap. Kitabın ilk 43 sayfası James Woodall önsözünden ve kronolojik siralamadan ibaret ki ben en cok bu kismi seviyorum.Daha önceki yorumlarımda belirttigim gibi kitap sayfa sayisi az gibi görünebilir lakin okuması ve anlaması bir o kadar zor bana göre. Kum Saati adli şiirden bir dörtlük yazıp devamını bu kitabi okumak isteyenlere bırakıyorum. ~~~~~~ ✏Belli bir tadı var izlemenin bu Anlaşılmaz akışı ve azalisini kumun, Ve o düşme anında, üst üste yıgılarak Girdaplanmasini tam da insana yaraşır bir telaşla.
YaratanJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 2017229 okunma
Borges - YARATAN
Puan vermedi·148 syf.··
Beğendi
·
2021 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2021 01:36
Juan Peron döneminin, üzerinde yarattığı hüzün ve yalnızlık duygusu içerisinde bir ömür geçirdi. Ailevî ırsî bir tibbî geleneğin son halkası olarak görme yeteneğini tamamen kaybettiğinde bitmişti acı dolu Peron devri. Buenos Aires kütüphane Müdürlüğü bu atmosferde kendisine verildiğinde, artık göremez durumda olduğundan, bu durumu hayatının en acıklı ironisi olarak tanımladı. Hayatının büyük kısmını annesi ile geçirdi. Büyük tutkuları, ihtirasları yoktu. Cenneti, rahatsız edilmeden sınırsızca okuyabileceği bir tür kütüphaneye benzetirdi. Çok kişili, çok parçalı, çok yönlü, çok karakterli bir sanat insanıydı. En büyük tutkusu, kendine has metaforlarla düşsel ve masalsı dünyaları resmetmekti. Ölene dek, dindirilemez bir öğrenme açlığına sahipti. Bu kitabını, 1960 ta yayınladı. Uzun roman tarzında değil, bazı kısa yazılar ve şiirlerinden oluşmuş bir eseridir YARATAN. Benim en çok dikkatimi çeken bölüm, hiç kuşkusuz, "Everything and nothing" (Herşey ve hiçbirşey) başlıklı üç sayfalık kısım oldu. Kitaba adını veren ana omurganın, burası olduğunu düşünüyorum. Bu kısımda, kurgusal ve ilginç birisinin, arayış ve vazgeçmelerle dolu hayatından bahsedildiğini düşünerek merakla sonuna doğru ilerlediğiniz yazının finalinde, birdenbire ve şok edici şekilde bu karekterin Shakespeare olduğunu, hem de bizzat Tanrının hitâbıyla duymak, üstelik kendisinin de tıpkı Shakespeare gibi, yarattığı varlık sayısınca farklı formlarda var olduğunu, hem herşey hem de hiçbirşey olmayı "Ben de sadece ben değilim." sözüyle itirafıyla duymak, oldukça sarsıcı ve müthiş bir ifâde gücü... Son olarak: aynı ifâde, Cennetin Krallığı filminin final sahnesinde, şehri kahramanca savunan Godefroy liderligindeki Haçlıların Kudüsten serbestçe çıkmalarına izin veren Selahaddin Eyyubî
Edebiyat
YaratanJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 2017229 okunma
Puan vermedi·148 syf.··
Beğendi
·
2021 189. kitabı
Deney grubunun bütüncüllük eksikliğinden dolayı en iyi kitabı diyemesem de, Borges'in okuduklarım arasında bana en fazla keyif ve derinlik hissi veren kitabı Yaratan oldu. Kitapta belki Alef veya Ficciones'te gibi karmaşık görünümlü, fiyakalı hikayeler yok; ama kendine has şiirselliği içinde barındırdığı ince fikir sayısının diğer ikisinden fazla olduğunu söyleyebilirim.
YaratanJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 2017229 okunma
10/10
·148 syf.··
Beğendi
·
2020 1. kitabı
J.L.Borges külliyatımın tamamlanmasına beş kala, “yerinin doldurulmasının imkansızlığı” nedeni ile uzunca bir süre ara vermiştim. Kitaplığımdan seçim yaparken, elim sayısız defa onun eserlerine gitse de, ona olan özlemim kuraklıktan çatlamış toprağın yağmura duyduğu özlem kadar büyümüş olsa da, külliyat bitecek korkusu ile erteledim durdum; taa ki Vergilius’un Ölümü bitene kadar... Hala etkisinin devam ettiği ve bu etkinin ömürce süreceğinden emin olduğum bir kitabın ardından, beni ancak Borges ayıltırdı. Bu cümlemin üzerine, Borges’i tam anlamıyla “anlayarak” okuyan insanların “tek yanak” gülerek “Borges okuru ayıltmaz; aksine, kulağından tutup edebiyatın sonsuzluğuna götürür, düşündürür, sarsar, kelimelerinin büyüsüyle kendinden geçirir!!!” dediğini duyar gibiyim. Nitekim öyle oldu! Literatürde var mı bilmiyorum; ama benim “Okur Şansı” dediğim bir olgu vardır. İki türlüdür: Birincisi; hiç ummadığınız bir zamanda öyle bir kitap gelir ki elinize, sizi tekrar tekrar edebiyat aşkı ile donatır. İkincisi ise; bir kitabı veya yazarı erteler durursunuz ve artık okuma vaktinizin geldiğini düşünüp okumaya başlar ve bir solukta okuyarak özleminizi, hasretinizi derinden bir “Ohh!” veya “Vay bee!” ile giderirsiniz. İşte benim için “Yaratan” tıpkı ikincisi gibi oldu. Bu kadar ara verdiğim Borges’ime öyle bir kitap ile kavuştum ki, okur şansım %100 seviyede tuttu. Kendisinin bu kitabını “en kişisel parçam” olarak nitelendirmesinin ve “zaman biriktirdi, ben değil” demesinin sebebini kitabı okuyunca anlamamak olanaksız. Rüyalarını, korkularını, en derindeki hislerini ve iç seslerinden parçaları öykü-deneme-şiir aracılığıyla bizlerle paylaşıyor. Bir büyücü edasıyla bezeyerek oluşturduğu cümleleri, elbette ki yine Dante, Cervantes, Shakespeare, Roma-İskandinav-Doğu mitolojileri, Latin
YaratanJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 2017229 okunma
6/10
·148 syf.··
Beğendi
·
2018 5. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2018 20:13
Değişik bir kitap;şiir,hikaye,düzyazı kitapta mevcut.Zaten yazarın kendisi kitapta da şöyle diyor, 'kisisel ve düzensiz.Çeşitli şeyler ve yazılar koleksiyonu.'
YaratanJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 2017229 okunma

Yazar Hakkında

Jorge Luis BorgesYazar · 40 kitap
Jorge Francisco Isidoro Luis Borges Acevedo veya bilinen adıyla Jorge Luis Borges (d. 24 Ağustos 1899 - ö. 14 Haziran 1986), Arjantinli öykü ve deneme yazarı, şair ve çevirmen. Büyülü gerçekçilik akımının önde gelen isimlerindendir ve gerçeküstücülük konusunda yazdığı denemeleri ile ünlüdür. Borges, 24 Ağustos 1899 tarihinde Buenos Aires'te doğdu. Babasının annesi İngiliz olduğu ve evde iki lisan birden konuşulduğu için daha çocukken her iki lisanı da çok güzel konuşabiliyordu. Oğluna satranç tahtasında Zeno'nun paradoksunu öğreten Jorge Guillermo Borges avukat ve psikoloji öğretmeniydi. Evlerinde Borges'in muhayyilesini sürekli olarak işgal edecek bir bahçe ve kütüphane vardı. Babasının görme yetisinin azalması üzerine, aile tedavi için I. Dünya Savaşı'ndan önce (1914) Cenevre'ye taşındı. Burada kaldıkları süre boyunca Borges Calvin Koleji'ne devam ederek, Lâtince, Fransızca ve Almanca öğrendi. Sembolizm akımının örneklerinden Verlaine, Rimbaud ve Mallarmé'in eserleriyle bu sırada tanıştı. Schopenhauer'a olan sevgisi ve Walt Whitman'ı keşfetmesi de Cenevre'deyken başladı. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra ailesiyle birlikte İspanya'ya taşındı. Borges artık yazar olmaya karar vermişti, babasına 1870'lerde geçen bir roman yazmaya yardım ediyordu. Birkaç edebi gruba girme çalışmasından sonra, kendine akıl hocası buldu: Endülüslü şair Rafael Cansinos-Asséns. Onun etkisiyle kendisini "ultraistler" grubundan saymaya başladı ama kısa zamanda aidiyet hissinden sıkılarak kimseye bağlı olmadan birşeyler yapmaya çalıştı. Denemelerle ve şiirle pasifizm, anarşi, Rus devrimi gibi bâzı şeyleri övdüğü, genel düşüncelerini dile getirdiği iki kitap yazdı. Ama sonra yazdıklarından utanarak, her iki kitabı da İspanya'dan ayrılmadan önce imha etti. 1921'de ailesiyle Buenos Aires'e geri dönmesinden sonra, babasının arkadaşı Macedonio Fernandéz'in düşüncelerinden etkilenmesi, düşüncenin yeni yollarına yönelmesine neden oldu. Fernandez'in düşünceleri Schopenhauer, Berkeley ve Hume'ün bir yansıması idi. Edebi stili ekzantrik ve düşünce tarzı karmaşıktı. Borges'e en büyük etkisi her şeye kuşkuculukla bakmasını sağlamasıdır. 1923'te ilk kitabı olan Buenos Aires Tutkusu (Ferver de Buenos Aires)'i çıkardı. 1924-1933 arası Borges için oldukça heyecan verici bir zamandı. Bu dönemde pek çok yazısı ve şiiri basıldı. Luna de Enfrente 1925'te, San Martin Defteri (Cuaderno San Martin) 1929'da basıldı. 1933-1934 yıllarında Critica'da Alçaklığın Evrensel Tarihi (Historia universal de la infamia) yayımlandı. Bu öykü dizisi, önceden basılmış bâzı hikâyelerden alınan karakterler ve fikirler üzerine yeniden hikâye yazmakla oluşmuştu. Gerçeği ve hikâyeyi harmanladığı bu hikâyeler gerçeküstü bir otantizm taşıyorlardı. Daha sonraları bu tarz "büyülü gerçekçilik"in ilk örneklerinden sayılacaktı. Ama onun asıl kariyeri 1935'te yazdığı "Borges stili"nin ilk örneği denilen, hayâli bir romanı eleştirdiği Al-Motasim'e Bir Bakış isimli öyküsüdür. 1936'da denemelerini topladığı "Sonsuzluğun Tarihi Historia de la Eternidad" basıldı. Bu sırada maddi sıkıntılar çekiyordu, bu nedenle 1937'de Belediye Kütüphânesi'nde çalışmaya başladı. Kütüphânedeki işi hafif olan yazar, iş günlerinin kalanını klâsikleri okuyarak ve modern edebiyatın uluslar arası örneklerini İspanyolca'ya çevirerek geçirmiştir. Virginia Woolf'un ve William Faulkner'ın kitapları İspanyolcaya ilk kez bu dönemde Borges tarafından kazandırılmıştır. Yaratıcılığını kaybetmekten korkan Borges, eşşiz bir eser yazmak istedi ve Pierre Menard, Don Quixote'un Yazarı'nı kaleme aldı. Ardından da Tlön, Uqbar, Orbis Tertius geldi. Her iki hikâye Victoria Ocampo'nun Sur edebiyat dergisinde yayınlandı. Bunların başarısının verdiği motivasyonla Babil Kütüphanesi'nin çalışmalarına başladı. 1941'de bu öykülerin toplandığı Yolları Çatallanan Bahçe basıldı. Aynı hikâyeler toparlanarak Artifices'e eklendi ve ve 1944'de Ficciones adıyla yeniden basıldı. 1942'de "Bustos Domecq" takma adı altında Adolfo Bioy Casares ile birlikte polisiye hikâyeler dizisi olan Don İsidro İçin Altı Problem'i yazdılar. Felsefe, gerçekler, fantazi ve gizemleri harmanladığı bu yeni öykülerin yanında, El Hogar'da anti-semitizmi, faşizmi ve nazizmi eşeltiren politik makaleler de yazıyordu. Bu makalelerle oldukça tanındı. 1946'da Juan Peron'un iktidara gelişiyle, kütüphânedeki işinden atıldı. Bu işten atılma onun için bir tür kurtuluş olmuştu, çünkü hem Arjantin'den Uruguay'a kadar pek çok yeri gezip, Budizm'den Blake'e kadar pek çok konuda seminerler veriyor, hem de iyi para kazanıyordu. Ama ailesi Peron'un baskıcı rejiminde zor günler geçirdi, annesi ve kız kardeşi hapse girdi. 1949'da ikinci önemli kısa hikâyeler kitabı Alef (El Alef)basıldı. 1955'de Peron devrilince Borges hayâlindeki meslek olan Arjantin Ulusal Kütüphânesi Müdürlüğü'ne getirildi. Ailesinden gelen hastalık nedeniyle görme bozukluğu çeken Borges bu dönemde görme yetisini tamamen kaybetti. "Bana aynı anda hem 800,000 kitabı hem de karanlığı veren Tanrı'nın muhteşem ironisi" diyerek bu gerçeği kabullenmiştir. (Umberto Eco unutulmaz romanı Gülün Adı'nda yer alan ana karakterlerden kör kütüphaneciyi Borges'ten esinlenerek oluşturmuştur.) 1956'da Buenos Aires Üniversitesi'nde İngiliz ve Amerikan edebiyatı profesörlüğüne atandı ve 12 yıl bu görevi yürüttü. 1961'de Samuel Beckett'le birlikte Uluslararası Yayımcılar Ödülü'nü (Formentor Ödülü) kazandı. Bu ödül ona gecikmiş bir uluslararası ün kazandırdı. Gözlerinin görmeyişini şiire yönelerek telâfi etmeye çalıştı. 1970'li yıllarda ABD'de çeşitli üniversitelerde dersler verdi. 1973'te Peron geri dönünce, görevinden istifa etti. Ders vererek ve yolculuk yaparak geçirdiği zamanın meyvesi 1975'te basılan toplama hikâyelerin olduğu Kum Kitabı (El libro de arena) oldu. Dünya gezilerinin sonucu ona eşlik eden Maria Kodama'nın resimlerini çektiği yazılarını ise kendi yazdığı Atlas(1984)'la sonuçlandı. Zannedilenin aksine, Nobel ödülünü alamadan 87 yaşında, 14 Haziran 1986'da Cenevre'de karaciğer kanserinden hayatını kaybetti.