Ey Hüda
Yaprak döker baharında ömürler
Diktiğimiz fidanların kökleri dolanır taşlara
Gölgesinin izi düşer yarin mezar taşına
Ey Hüda
Bir yıldız parlat gökyüzünde
Mezopotomyanın güneyinden antartikanın kuzeyine ışık tutsun bu kibirli gözlerime
Yalana batmış gerçekler belirsin su yüzünde
Bu zifiri karanlık kirletmiş sahipsiz gönüllerimizi
Ey Hüda
Çığlığa bulanmış umutlar kaldı avluda
Dikenli patikalarda büyüdü ayaklarım
İzi kaldı belli belirsiz karanlık gecenin kuytusunda
Çocukluğum taş evlerin harabelerinde kaldı
Yalın ayak koşturur durur taşların arasında
Ey Hüda
Bir salıncak kur saçlarına
Yalın ayak çoçukluğum sallansın kuçağında
Karanlık geçmişin ardından gelen bu düşünce sitem değil affola
Sarmaşık bağlamış bir kalbin limanına özlemidir son zamanlarda
Engin KAYAN