O güne kadar okuduğu kitapları, o sayfaların ona öğrettiği evreni, tüm arzularını, hayallerini ve az önce zihninde canlandırdığı, çamurları içinde bata çıka yürüyüp geçtiği o hayatın tek bir anına bile tanık olması halinde korkudan ölecek kadar duygusal, korunmuş ve kırılgan olan soluk tenli bir kıza olan aşkını hatırladı.
“Martin Eden için neden biraz üzülmeyeyim? Martin Eden bendim. Martin Eden bir bireyci idi, bense bir Sosyalist. İşte bu nedenden ben yaşamaya devam ediyorum ve işte bu nedenden Martin Eden öldü. ... Bu kitap bireyciliğe bir saldırıdır. Martin Eden, başkalarının ihtiyaçlarının farkına varmayan aşırı bir bireycidir. Hayalleri kaybolduğunda, uğrunda yaşayacağı hiçbir şey kalmaz. “ -Jack London-
Martin Eden