Ez bûm pênaberê erdnîgara çavên te.
Avirên te ez kûştim.
Ez li ser xwe nehatim.
Niha ez bêhiş û gejim
Gözlerinin coğrafyasına sürgün edildim.
Bakışların öldürdü beni.
Kendime gelemedim.
Şimdi aklım yok ve kafam karışık.
Erdal ÖZAYDIN
Bileklerimde bir kelepçedir zaman bir saat biçiminde.
Kurtulmak imkansız bu esaretten ömrümce.
Zamanla yaşayıp zamanla ölüyorum.
Yaşamak büyük bir suç muydu acaba?
Zaman kalın demir parmaklı bir mahpus
Ve ben içinde müebbetlik bir mahkûm...
Bir kez yaşayıp bin can ölmek de ne?
Bin kez yaşayıp bir can ölmekti oysa dileğim...
Erdal ÖZAYDIN
Mevki, makam, unvan sahibi olmuş haspam.
Burnu Kaf Dağı'nda aklınca.
Yukarıdan bakıyor.
Kendisi sanki yüksekte de;
herkes aşağıda.
Karakter ne arasın ki; biraz kalsın insanca...
Erdal ÖZAYDIN