İbrahim

İbrahim
@Engineer_civil
Onur Akın: Yağmur yüreklim youtu.be/94gahPBPIqk
Müzik
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sebahattin Abi: Senin adın kavuşmak olsun youtu.be/94gahPBPIqk
Şiir
ÇARŞAMBAYI SEL ALDI
Çarşamba Ovasında, Yeşil Irmağa kadar uzanan Abdal deresinin kıyısındaki köylerden birinde, yoksul bir ailenin oğlu olan Ahmet kalbini Melek isimi genç ve alımlı bir kıza kaptırmıştı. Aşkından gözü başka bir şey görmez olmuştu ki Melek onu farketti ve kalbini açtı Ahmet’e. Sözlendiler ve bir süre sonra Ahmet askerlik görevini tamamlamak üzere köyden ayrıldı. Ahmet’siz geçen her gün Melek için bir ömür demekti. Köyün Ağasının oğlu olan Mehmet Ali, Melek’e göz koydu ancak Melek Ahmet’ten başka kimseyi görmüyordu. Melek, Mehmet Aliyi reddedince, köyün ağasının itibarı sarsılacağından dolayı Mehmet Ali ve birkaç adamı Melek’i dağa kaldırdılar. Ahmet’e bu haber ulaşınca silahını kaptığı gibi askerden firar etti ve Melek’i aramaya başladı. Ahmet, yarini ararken bir gün yağmur yağdı ve Yeşil Irmak taştı, Çarşamba adeta bir göle dönüştü. Sel, Canik dağlarının zirvelerinden eteklerine doğru bir çığ gibi inerek önüne kattığı her şeyi yuttu. Hayat normale döndükten sonra köylüler köy meydanında toplandı. Bir kayanın üzerinde iki kişinin cesedini gördüler. Yaklaştıklarında ise cansız bedenlerin Ahmet ve Melek’e ait olduğunu gördüler. El ele tutuşmuş öylece yatıyorlardı. Rivayete göre büyük kaya parçası, yedi yerinden ayrıldı ve her birinden bir servi boyu su fışkırdı.Köylüler dualar etti. Bu edilen Dualar yıllardır insanların acısını dile getiren dizeler haline geldi. Çarşambayı Sel Aldı Türküsü de bu dualardan doğdu. Kayanın bulunduğu yere daha sonra bir su değirmeni kuruldu ve o yöre ‘Değirmenbaşı’ olarak anıldı. Ahşap değirmenin yedi taşı vardı. Yedi oluğuna su veren set üzerinden yedi kez yürümek, sağ ve sol omuz üzerinden yedişer kez su atmak uğur sayıldı. Her Hıdırellez’de tekrarlanan gelenek, 1970’lerde değirmenin yıkılmasına kadar
Bre Hasan
Debreli Hasan, Trakya’da Drama’da büyümüş ve bin sekiz yüzlü yılların sonu ile bin dokuz yüzlü yılların başında Debreli lakabıyla tanınmış bir halk kahramanı, eşkıyadır. Ege dağlarının kahramanı çakırcalı Efe ile hemen hemen aynı yıllarda yaşadığı tahmin edilmektedir. Bazı kaynaklarda bu iki ünlü eşkıyanın karşılaştığı bile söylenmektedir. Debreli Hasan da çakırcalı gibi zenginden alan, yoksul halka dağıtan bir halk eşkıyasıdır. Kendisi için harcamamış, elde ettiği bütün varlığını halk için harcamıştır. Asıl mekanı Makedonya Dağları’dır. Yaklaşık kırk yıl boyunca bu dağlarda hüküm sürmüştür. Türküde adı geçen Drama Köprüsü’nü de halkın kullanması için, zenginlerden aldıkları ile yaptırmıştır. Debreli Hasan ve çakırcalı, devletin olduğu kadar o yıllarda kervanlar ile ticaret yapmaya çalışan zenginlerin de büyük korkuları olmuştur. Hala bölgede halkın ağzından söylenen “Debreli’den geçsen, çakırcalı’dan geçemezsin” sözü tam olarak bunu ifade etmektedir. Debreli Hasan’ın kalabalık bir birliği yoktur. En bilineni Karakedi lakaplı bir kızanıdır. Debreli’nin halkın gözünde büyük bir üne ve sevgiye sahip olmasının en büyük nedeni, yoksullara yardım etmesi ve özellikle de yoksul ama evlenemeyen gençleri evlendirmesidir. Bir keresinde evlenmek isteyen ama bunun için para bulamayan bir genç, yanına, tek sahip olduğu mal olan danasını alarak satmak için pazara giderken Debreli Hasan tarafından yolu kesilir. Debreli Hasan, kısa sürede delikanlıdan durumu öğrenir. Gence düğün için gereken bütün parayı verir. Ayrıca da danasını satmaması için kendisini öğütler. Bu gibi örnekler Debreli’nin ününün büyümesine yolaçar. Uzun yıllar boyunca üzerine gelen birlikleri bozan Debreli Hasan, tutsak yoldaşlarının umudu olmayı sürdürmüştür. Adaleti ile kısa sürede Trakya’nın, daha sonra da tüm
Sarı Gelin
Adını türküye veren Sarı Gelin çok eski çağlarda Karadeniz Bölgesine dökülen Çoruh Nehri kenarında yaşadığı kabul edilen Hıristiyan dinine mensup Kıpçak Beyinin kızının hikayesidir. Erzurumlu bir yiğit, Kıpçak Beyinin kızı sarışın, güzel kıza gönlünü kaptırır. Kıpçak Beyinin kızı da Erzurumlu yiğit delikanlıya aşık olur. Bu aşk Erzurum çevresinde dilden dillere dolaşmaya başlar. Ancak delikanlının ailesi sarışın Kıpçak kızı ile evlenmesine gönülleri razı olmaz ve karşı çıkarlar. Bu durumda delikanlının tek çaresi kalır, sevdiği kızı kaçırmak zorundadır. Bir gece kimseden habersiz sarı güzel kızı dağlara kaçırır ama Kıpçak Beyi adamlarını hemen peşlerine takarak kızı bulup geri getirmelerini ister. Kıpçak beyinin adamları uzun takipten sonra 2 sevdalı genci dağlarda bulurlar ve delikanlı orada öldürülür. Kıpçakların sarışın mavi gözlü güzel kızı gerçekten gelin olamamış ama Anadolu bu türküyü söyleyerek onu sarı gelin yapmıştır. youtube.com/watch?v=2wgb764...