İbrahim

İbrahim
@Engineer_civil
24 KASIM VE ATATÜRK
Dünyanın her tarafında öğretmenler insan topluluğunun en özverili ve saygıdeğer unsurlarıdır. Yeni kuşak, en büyük cumhuriyetçilik dersini bu günkü öğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır.Öğretmenler!... Cumhuriyet, fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek seciyeli muhafızlar ister. Yeni nesli bu nitelik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir. Öğretmenler; Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcilerini, sizler yetiştireceksiniz ve yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır. Öğretmenler! Erkek ve kız çocuklarımızın, aynı suretle bütün tahsil derecelerindeki talim ve terbiyelerinin pratik olması mühimdir.Memleket evlâdı, her öğrenim aşamasında ekonomik hayatta verimli, etkili ve başarılı olacak surette donatılmalıdır.Cumhuriyet sizden "fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür" nesiller ister.Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet, henüz bir millet adını alma yeteneğini kazanamamıştır. Öğretmenler her fırsattan istifade ederek halka koşmalı, halk ile beraber olmalı ve halk, öğretmenin çocuğa yalnız alfabe okutur bir varlıktan ibaret olmayacağını anlamalıdır. En mesut olanlar, hizmetlerinin bütün nesillerce meçhul kalmasını tercih edecek karakterde bulunanlardır.Herkesin kendine göre bir zevki vardır. Kimi bahçe ile meşgul olmak, güzel çiçekler yetiştirmek ister. Bazı insanlar da adam yetiştirmekten hoşlanır. En önemli ve feyizli görevlerimiz, milli eğitim işleridir. Milli eğitim işlerinde mutlaka muzaffer olmak lazımdır. Bir milletin gerçek kurtuluşu ancak bu suretler olur.Ülkemizi gerçek hedefe, gerçek mutluluğa kavuşturmak için iki orduya ihtiyaç vardır: Biri vatanımızı kurtaran asker ordusu, diğeri ulusumuzun geleceğini yoğuran irfan (bilim, kültür)
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bülbülüm Altın Kafeste
Melike, teyzesi ile köy çeşmesinin oradan geçerken su içmek ister. Su içmeye indiğinde çiçeklerden yapılmış olan tacı görür. Tacı başına taktığı anda Yusuf’la karşı karşıya kalır ve çok utanır. O, Yusuf’un tacı sevdiği kıza yaptığını düşünür ama gerçekte Yusuf da ondan etkilenmiştir ve tacı Melike’ye vermek ister. Bu bakışmalar sırasında Melike’nin babasının isteğiyle sözlü olduğu Hüseyin oradan geçmektedir ve bu yakınlaşmayı görür. Tepkisini Yusuf’a yumruk atarak verir ve kavga etmeye başlarlar. Teyzesi Melike’yi alıp oradan uzaklaştırır. Hüseyin bu olaydan sonra vakit kaybetmeden evlenmek ister ve babası Rıza Ağa’yı alıp Şevket Bey’lerin yani Melike’lerin evine ziyarete gider.Melike’ye hediye olarak altından ayna götürürler ama Melike’nin gözü çiçekten yapılmış tacından başka bir şey görmemektedir. Melike bir gün Yusuf’la dere kenarında konuşurken Hüseyin’in arkadaşlarından biri onları görür ve Hüseyin’e söyler. Hüseyin çılgına dönmüştür ve bu olanların hesabını Şevket Bey’den sorar. Melike yıllardır gördüğü rüyadaki delikanlının Hüseyin değil Yusuf olduğunu anlamıştır. Hüseyin ise Melike’nin kalbini kazanmak için onu hediyelere boğar. Melike’ye en son altın kafeste bir bülbül getirir ama Melike’nin yine de umurunda olmaz. Kendini de o bülbül gibi kafese kapatacaklarını bilir. Nitekim Hüseyin Melike’yi kendi evlerine götürme zamanının geldiğini düşünerek genç kızı alır ve kendi evlerine götürür. Melike burada hastalanır. Günden güne eriyen genç kızın haline Hüseyin’in babası da artık dur demek ister ama oğluyla başa çıkamaz. Çok sevdiğim bir türküdür!!! youtube.com/watch?v=pThuxkP...
Her şeyini kaybetmişti. Sanki bu gerçek değildi bu olanlar. Olasılık o kadar düşüktü ki sanki bu 'olasılıksız'dı...
Suzan suzi
Diyarbakır şehrinde bulunan Dicle nehri kıyısında Kırklar dağı yer alır. Bu meşhur Kırklar dağı ardında, halk arasında Kırklar Ziyareti denilen, çocuğu olmayan ailelerin gidip adak adayıp dilek diledikleri bir yer varmış. Uzun yıllar boyunca çocuğu olmayan Süryani bir aile de en son şanslarını burada deneyip, dua etmek istemişler. Süryani ailenin bir kızı çocuğu dünyaya gelmiş. Bu nazlı kızın adını da Suzan (Suzi) koymuşlar. Her sene, kızlarının doğum gününde, aile kızlarını giydirip süsleyip Kırklar Ziyaretine giderek kurban keserlermiş. Komşuları ve çocukluk arkadaşı olan, Türk bir ailenin oğlu, Adil ile birbirlerine aşık olmuşlar. Gün gelip çatmış, Suzi’nin doğum günü olmuş. Annesi, Suzi’yi hizmetçilerle birlikte kurban kestirmek için Kırklar Ziyaretine yollamış. Adil de onları peşleri sıra izlemiş. Hizmetçiler kurban kesmek üzere işe koyuldukları anda Suzi kaçıp Adil’in yanına varmış. Kırklar Dağı’nın ardına dolaşan iki genç, burada birlikte olmuş ve aşklarını paylaşmışlar. Kırklar Ziyareti bu beraberliği asla affetmemiş. Ve bu ziyaret Suzi’yi çarpmış. Gencecik kız, Dicle Nehri’nde bulunan On Gözlü Köprü’nün orada, boğularak ölmüş. Bunun üzerine de Adil sevdiğinin yokluğuna dayanamamış ve aklını yitirmiş. Ziyaret çarptı bizi diye diye, Suzi’nin ardından helak olmuş. youtube.com/watch?v=jPRMKry...
ZAMANIN ÖTESİNE GEÇEN BİR ŞARKI, BİR FELSEFE youtube.com/watch?v=77ygz-M...