Hepsinin kafasından benzer düşünceler geçiyordu: Şu mezar taşlarında kasketleri sallanan askerler de kim bilir ne hayaller kurmuşlar,evlerine dönecekleri, sevdiklerine kavuşacakları günün özlemiyle kim bilir ne türküler söylemişlerdi.
Şvayk'ın bulunduğu vagonda da, duvara asılı idare lambasının ışığında pişti oynanıyor, her piştide zafer çığlıkları atılıyordu. Herkes mutlu görünüyordu; sanki kendilerini kanlı çarpışmalar ve kıyımların beklediği cepheye götüren bir hayvan vagonunda değil, Prag'da bir kahvedeydiler.