Camus de, Sartre da insanlığın alınyazısına eğilirler romancılıklarında.
~
Bu eğilişler, bir yandan antikiteye özeniş ve uzanıştır çağdaş bir anlatım içinde.
~
Ama öte yandan da, Batı Uygarlığı'nın atılım dairesinin kapanışından birer haberdir bunlar.
~
Yoksa eski yunandaki saf metafizik veya mitolojik edebiyat yapıtı ortaya koyma demek değil deneyiş.
~
Fizikötesini yadsıyarak, absürditeye ulaşır Camus.
~
Aslında absürdite, akıl uygarlığından aklın tam sınırına varıp, susuşun itirafından başka bir şey değildir.
Sarkaç bir o yana, bir bu yana olanca hızla gidip gelebilir, ama durup göstereceği nokta, ana düşey doğrultudan başkası olamaz.
~
Yeni Batı'nın da edebiyatta bu ana düşey doğrultusu, belirgin ve egemen özünü klasisizmden alan edebiyat ideasıdır.
~
Sondaki değindiğimiz açılış, medeniyetin son ucuna vardığının belirtisidir.
~
Çünkü; her bitişte bir metafizik vardır.
~
Ya da metafiziğe gidilen bir son.
~
Yoksa bu açılışı, bir öz değişimi olarak, ya da temelli bir gelişim gibi anlamaya imkan yoktur.
Bunun içindir ki, Yeni Batıya özgü edebiyat, ümanizmle başlar ve klasisizmle asıl dönemini idrâk eder.
~
Antikiteye bakış bile ancak klasisizm döneminde bilinçli olarak yeni bir edebiyat doğurmanın ilham ve deney kaynağı olur.
~
Rönesans sonrası Batıya özgü estetiğin açıklık, keskinlik, v.b. ölçü ve sınırları bu dönemde her yönüyle örneklerde temel olabilmiştir.
~
Kuralları tesbit eden edebiyat düşünürleri de bu dönem başında gözükürler.