Bir sonraki ayette, en saf ve en besleyici gıda olan sütün kan ve dışkı arasından gönderilişi ‘bizim için bir ibret’ olarak sunulur. 67. ayette ise, ikisi de leziz bir gıda olan ve ikisi de her yerin yakıcı güneşle kavrulduğu en sıcak yaz günlerinde kupkuru bir topraktan çıkıp gelen hurma ve üzüme dikkat çekilir. Bu ayetin en sonunda, bu kez, şu ifade vardır: “Şüphesiz bunda, akleden (düşünen) bir toplum için önemli bir delil vardır.”
Sonra, süreye adını veren 68. ve 69. ayetler gelir. Rabbin arıya vahyedişi, yuvasından yeni çıkmış bir arının kilometrelerce yol kat edip çiçek toplayarak yine peteğini buluşu, en şifalı gıdanın o zehirli böceğin karnından çıkması, tüm sebepleri susturan bir kudret mucizesidir. 69. ayet şu ifadeyle son bulmaktadır: “Şüphesiz bunda, tefekkür eden bir toplum için önemli bir delil vardır.”
Bu ayetlerde açık bir sıralama görülür: dinleme, akletme, tefekkür etme.