O artık buraya gelmeyecek,
Oraya gelmeyecek,
Desem duymayacak,
Duysam bilmeyecek,
Ağlasam görmeyecek,
Beklesem olmayacak.
Demek ölmek,
Ad ad, adım adım gelen,
Birden giden,
Kalandan alan,
Alandan kalan.
Beni bundan böyle
Beklese beklese
Hüzün bekler,
Çağırsa çağırsa
Hüzün,
Neden mi?
Neden olacak..
O kadar gezilip görüldü ki..
Hep ben bir şeyden,
Bir yerden
Bir kimseden uzaktaydım
Ve kendimden.
Ölüm beklemez beni..
Çünkü, ben gene de
Bir şeye
Bir yere
Ya da bir kimseye giderken de
Kendimden uzakta olacağım.
İşte
Bunun adı hüzündür.
İnsanların birbirine aşıkken gündelik hayatlarına devam etmelerini anlayamıyordum. Böylesi bir hakaret bana ihanet gibi geliyordu. Kötü sahnelenmiş bir piyes gibi. Sanki bir insana değil de, bir koltuğa aşık olunuyormuş gibi!
Bir akşam-üstü pencerenden bakıyordun.
Ağır ağır, yollara inen karanlığa.
Bana benzeyen biri geçti evinin önünden.
Kalbin başladı hızlı hızlı çarpmaya..
O geçen ben değildim.
Bir gece yatağında uyuyordun..
Uyanıverdin birden, sessiz dünyaya,
Bir rüyanın parçasıydı gözlerini açan,
Ve karanlıklar içindeydi odan..
Seni gören ben değildim.