Sonra alıştım. Artık var olmayışına alıştım. Ama öldüğüne hala alışamadım. O sessiz evinde, kendi ömrümün silik bir gölgesi gibi yaşayıp gitmeye devam ediyor diye avuttum kendimi. Sanki arasam telefonu kaldıracak, evine varsam kapıyı açacakmış gibi. Ben bir türlü fırsat bulup arayamıyormuşum, işten güçten başımı kaldırıp ziyaretine gidemiyormuşum da bu ayrılık ondanmış gibi. İnsanın her şeye böyle çabucak alışabiliyor olması çok ürkütücü değil mi?