Yıl 1930 lar.. Atatürk' ün verdiği bir yemek.. ankaradan misafirler var, hükümet yetkilileri var Atatürk ve Harbiye mektebinden hocası Esad Mehmet efendi var masada .. Esad Mehmet efendi aynı zamanda zamanın Milli Eğitim Bakanı. Konu üniversiteler.. Misafirler sırayla soru soruyor, sorular tartışılıyor cevaplar üzerinden notlar alınıyor.. Misafirlerin arasından genç bir adam Esad Mehmet Efendiye öyle sert uslubla sorular soruyor ki bir kaç soru sonra Atatürk devreye girerek misafire uslubunun biraz sert olduğunu, aynı zaman kendi hocası olan Esad Mehmet efendiye daha saygılı olması gerektiğini söyleyerek uyarıda bulunuyor.. ama genç uslubunu daha da sertleştirerek Esad Mehmet Efendiye sorular sormaya devam ediyor.. Atatürk sonunda dayanamıyor ve " Genç adam, sen yoldan geldin sanırım bu sert uslubun bu yüzden, soframızda gerginlik çıkarma.. istersen masadan kalk ve başka bir odada dinlenmeye gidebilirsin" diyor.. Genç adam " Bu sofra sizin değil, milletin sofrası ve ben bu sofradan kalkmıyorum" diyerek oturmaya devam ediyor.. Atatürk " madem sen kalmayacaksın o zaman biz kalkarız" diyerek arkadaşlarıyla birlikte kalkıp uyumaya gidiyorlar.. Sabah oluyor Atatürk yaverlerinden birini yanına çağırıp " Ne oldu dün geceki gence, nasıl devam etti" diye soruyor.. Yaver " Sabaha kadar sandalyenin üzerinde tek başına oturdu, sabah olunca Ankaraya gitmek istedi fakat yol parası yoktu, ben çıkarıp cebimden 30 kuruş verip haydarpaşadan Ankaraya gönderdim paşam" diyor.. Atatürk basıyor kahkahayı, adamın cebinde 30 kuruş yok ama masada ben dahil dayılanmadığı kimse kalmadı bu genç adamı takip edin talimatı veriyor.. Yıllar geçiyor, Esad Mehmet Efendi rahatsızlanıp görevini yapamayacak duruma geldiğinde yerine Milli eğitim bakanlığı görevine Doktor Reşit Galip getiriliyor..