Hocamızın büyüklüğüne ve kariyerine bakarak onu eleştirmenin haddimize düşmeyeceğini söylemek pekala kolay bir yaklaşımdır. Ancak başta belirteyim ben hocamızı değil sadece bu eserini eleştireceğim. Bu açıdan bir yanlış anlaşılma olmasın.
Kitabı okuyan arkadaşlarımızla birlikte bir araya gelip kitabın eleştirisini yapmaya yeltendiğimizde oluşan tablo şuydu: %80 kitaptan hiçbir şey anlamamıştı, %20 lik benim de dahil olduğum bir kesimse bir şeyler anlamış ama onu da yanlış anlamıştı. "Kitabın dili ağır" diyerek işin içinden çıkmaya çalışıp, bu kitabı bize öneren hocamızdan doğrusunu öğrenmeye çalıştık.
Hocamız da bize "Siz kitap okumuyorsunuz, felsefeden anlamıyorsunuz. o yüzden anlamamışsınızdır. Bu kitap mükemmel" deyip işin içinden çıkıverdi. Ancak hepsi belirli ölçülerde entellektüel birikime sahip on beş araştırmacıdan hiçbirinin hocanın anladığı şeyleri anlamamış olmasında bir anormalite olduğunu kısa süre sonra fark ettim.
Kitabın özetini kısım kısım çıkartırken bir şey dikkatimi çekti. Kitabın içerisinde Cemal Hocamızın "Bilimde çelişki olmamalıdır" sözüyle ve haliyle bilimle de çelişen onlarca bilgi buldum. Not ettikçe ve özetledikçe işin dozajının biraz yüksek boyutta olduğunu fark ettim. Kitabı okuyup içeriğinden bi halt anlamayanlar için söyleyeyim. Kitapta geçen ve onlarca sayfa okumanıza rağmen hiçbir anlam veremediğiniz indüktif metot tümevarım, dedüktif metot da tümdengelim anlamına geliyor. Sanıyorum çeviri yaparken hocamız da pek anlam verememiş olacak ki bir paragrafta rahatlıkla anlatılabilecek bu iki kavram yüzlerce sayfada ifade edilememiş. Kitap malesef bunun gibi onlarca hatayla ve anlamsızlıklar yığınıyla dolu.
İkinci bir sorun da kitabın dil olarak anlatım ve gramer bozukluklarının bir dolu olmasıydı. 1979 yılında yazılan ve 14. baskısı
Bilimsel düşünme ve bilimin mantığının anlatıldığı bu kitap gerçekten çok güzel bilgiler içeriyor. Bilim hakkında bir tık daha fikir sahibi olmanızı sağlıyor. Eğer bilim sizin ilginizi çekiyorsa okumanızı tavsiye ederim.
Bilim FelsefesiCemal Yıldırım · Remzi Kitabevi · 2008156 okunma
Cemal Yıldırım, Bilim Felsefesi'nde bilimsel düşünme için gerekli olan mantık bilgisi ve bilimsel bilgi ile ortak duyu farkını öğretme amacı güderek anlatıyor. Kavramsal açıdan zengin ve nitelikli.
Bilim felsefesi düşünme etkinliği olan Felsefenin çok yeni bir etkinlik alanıdır. Problemleri ve sınırları yeni yeni tanımlanmaktadır. Eser özellikle Felsefe bölümü okuyan öğrencilerin ders kitabı olarak kullanacağı niteliktedir. Bilimsel yöntemin özelliklerini, mantıksal çözümlemesini, teori pratik ilişkisini sunmaktadır. Teorilerin bilimsel kanunlar halini almasını felsefi bir süzgeçten geçirerek açıklamaktadır. Tümevarım, tümdengelim, analoji gibi akıl yürütme yöntemleri genel hatlarıyla sunmaktadır.
Kitabın giriş kısmında bilimin tanımı hakkında farklı yorumlara yer verilmiş; anlaşılıyor ki konu hakkında mutlak bir uzlaşı söz konusu değil. Ama bir tanım yapacak olursak, kitaptan en yalın ve kısa tanımı verebiliriz: “Bilim, dünyamızda olup biten olguları betimleme ve açıklama yoluyla anlama girişimidir.” Ama hayatımızı derinden etkileyen en önemli konu olan bilimi daha iyi anlamak için onun niteliklerine eğilmemiz gerekiyor. Bunlardan en temel olanı, bilimin olgusal olmasıdır. Olgu, doğrudan veya dolaylı ortak gözleme tabi tutulabilen oluşlardır. Yani, bir şeyin bilimsel manada olgu değeri taşıyabilmesi için onun deney veya gözlem yoluyla test edilebilir olması gerekmektedir. Örneğin:
“Yeşil nesneler renktir.”
“2+2=4”
“Dünya yuvarlaktır.”
“Sabit basınç altında gazlar ısıtılınca genleşir.” Önermelerinden ikisi bilimsel birer olgu değilken, son ikisi bilimsel olgulardır. İlkinde sorun şu: yeşil bir şeyin renk olduğunu herhangi bir teste tabi tutamayız. Bunlar üzerinde evrensel bir uzlaşı söz konusu gibidir. İkincisinde de benzer bir durum vardır. Denilebilir ki iki koyun ile iki koyun toplanır ve dört koyun elde edilir ve teste tabi tutulmuş olunur ancak bu, onluk sayı sistemi için geçerlidir. Ayrıca matematik de benzer bir uzlaşı değil midir? Üçüncüsünü, gözlemleyebiliriz. Keza sonuncusu da gözlemler veya deneye tabi tutarız. Sonuçta bunlardan ilk iki türündeki önermelere analitik, son ikisi türündeki önermelere ise sentetik önermeler denir. İlk ikisi kendiliğinden doğal sayılan veya tanım gereğince doğru olan önermelerdir ve bunlar matematik ve mantık alanına aitken, son ikisi bilimin konusu içindedir.
Bilim mantıksaldır; yani bilim ulaştığı sonuçları her türlü çelişkiden uzak, kendi içinde tutarlı olmasını ister ve bilimde bir hipotez veya teori teste tabi
Okuması zor, anlatımı karışık bir kitap. Konu nedeniyle zor ve karışık demiyorum, çünkü çok daha eğlenceli, kolay okunan bilim felsefesi ile ilgili yazı, kitaplar okudum, kurslar aldım. En iyi ihtimalle bunaltıcı bir kitaptı.
Bilim FelsefesiCemal Yıldırım · Remzi Kitabevi · 2020156 okunma
Cemal Yıldırım (d. 1925, ö. Mart 2009), Türk mantık ve felsefe profesörü. 80'li yıllardan beri Türkiye'de bilimsel felsefe akımının vebilim felsefesinin önde gelen isimlerindendir.1928 yılında Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde dünyaya geldi. Ünlü din bilginlerinden müfessir, fâkih ve müftü Celal Yıldırım'ın kardeşidir.
Eğitimi
Yanında çıraklık yaptığı ustasından hem okumayı hem de aritmetiği öğrendi.Fırsat buldukça yakındaki okula gidip pencereden dersleri dinledi.
Eğitim hayatına köy enstitüsünde başladı. ABD'de Indiana Üniversitesi'nde eğitim felsefesi ve bilim felsefesi alanlarında doktora yaptı.
Ölümü
Profesör Cemal Yıldırım, 84 yaşında vefat etti. Cenazesi 23 Mart 2009 Pazartesi günü Altınoluk'ta toprağa verildi.
Eserleri
15 telifli kitabı, iki çevirisi, birçok araştırma yazısı ve bilimsel makalesi vardır. Önemli eserleri arasında “Evrim Kuramı ve Bağnazlık”, “Bilimsel Düşünme Yöntemleri”, “Mantık”, “Bilim Tarihi” ve “Bilim Felsefesi” sayılabilir.Hans Reichenbach'ın Bilimsel Felsefenin Doğuşu (The Rise of Scientific Philosophy) adlı önemli eserini Türkçeye çevirdi.