Zedelenmiş ellerini Agat'ın zedelenmiş başına koydu ve gülmeye başladı.
"İki ihtiyar savaşçı gibiyiz," dedi Rolery.
"Ah, Jakob Agat. Denizin altındaki diyarı boyladığımızda yine ön dişlerin olacak mı?"
Başını kaldırıp kıza baktı. Ne dediği anlamamıştı. Gülmeye çalıştı, ama başaramadı.
"Belki yabansoylular ölünce yızdızlara geri dönüyordur ;
o başka gezegenlere," dedi, gülmeyi bırakıp.
"Hayır" dedi Agat, ayağa kalkarken. "Hayır, buradan bir yere ayrılmıyoruz. Benimle gel, eşim."
"Neden hiç bana bakmıyorsun" diye sordu.
Eğer istersen bakarım," dedi Rolery. Ama bakmadı; her ne kadar o garip, karanık bakışlarını üzerinde hissetse de.
En sonunda elini uzattı, Agat da tuttu.
"Gözlerin altın rengi," dedi Agat. "İstiyorum, istiyorum...
Ama birlikte olduğumuzu bilseler, şimdi bile..."
"Sizinkiler mi?"
"Sizinkiler. Benimkilerin umurumda o|maz."
"Benimkilerin de öğrenmesine gerek yok." İkisi de nere-deyse fisıldaşıyordu; ama hızlrı hızlı, hiç duraksamadan.
"Rolery, iki gece sonra kuzeye gidiyorum."
"Biliyorum."
"Döndüğümde..."
"Amaya hiç dönmezsen!" diye haykırdı Rolery