Filiz bilmiyordu ama, Beyoğlu ara sokaklarından birindeki pavyonlardan birinde Maşa'yla karşılıklı oturmakta olan babası gayet iyi biliyordu, bundan böyle ne yapacağını: Filiz'i artık ne sendikadaki işine yollıyacaktı, ne de daktilo kursuna!
Maşa :Sana istediğin yerde bir kahve açarım. Filiz de evde otursun, yesin, içsin, giyinip kuşansın gezsin. Ayda altı yüz lira vereceğim. Tamam mı?
-Tamam, dedi adam. Çalışıp da ne olacak?
-Hiç canım. İş yerleri ahlâksızlık yuvası tekmil!... Bir kadın, bir kız çalıştı mı, elini yıka. Erkeğe kar- Şi sen sen'sin, ben ben. Allah kadını erkeğin hizmetleri- ni görsün diye yarattı. Öyle değil mi?
Babaya göre hava hoştu:
—Ona ne şüphe? Kahvemi açtıktan sonra ben de karıyı terziden alacağım. Kadın demek, evinin esiri de- mektir!
Ertesi, daha ertesi sabahlar Filiz işe yollanmadı.