Güneşin doğuşu hiç mi etki etmez bize. Zifiri karanlık onun ilk ışıklarıyla tuzla buz olurken, yüreğimiz neden bu kadar katı?
Nesrin
Merhaba Arkadaşlar :) 16. Kitap Kardeşliği Etkinliği ile beraberiz.Geçen aylarda yaptığımız etkinlikte gönderdiğimiz kitabın yanında bir de masal kitabı göndermiştik kitap kardeşimiz bir çocuğu sevindirsin diye, gayet güzel geri dönütler oldu o yüzden biz de artık bunu her etkinlikte tekrarlayalım istedik :) Gönderdiğimiz kitabın yanında bir tane de masal kitabı ekliyoruz, Masal kitabının ulaştığı arkadaşlarım, sokakta karşılaştıkları herhangi bir çocuğa masal kitabını armağan edecek,bir çocuğu mutlu ederek başlayalım yaşamı güzelleştirmeye :)
Daha önceki etkinliklerimize katılan arkadaşlar konuyu biliyor zaten, şöyle ki etkinliğe katılmak isteyen arkadaşlar arasında kura ile bir eşleştirme gerçekleştirecegiz ve bu kura sonucunda eşleşen kişiler birbirine kitap gönderecek. Kitap paylaşımındaki kriterler eşlere kalmış bir şeydir. Elinizde bulunan kitaplardan da gönderebilirsiniz, yani illa yeni kitap almanız gerekmiyor. Şimdi arkadaşlar katılmak isteyenlerin bu iletinin altına "katılmak istiyorum" diye yorum yapmaları yeterlidir.
Önemli not: Yorum attıktan sonra yorumu silenlerin,yani katılmaktan vazgecenlerin mesaj ile bana bildirmelerini rica ediyorum.
Not1 :Eşleşmeleri Çarşamba, saat 23:00da açıklayacagız.
Not2: Bu iletiyi paylasarak daha cok kisiye ulasmasını saglayabiliriz.
Üniversiteye ilk geldiğim sene, derslerim çok kötü idi. Avarelik çağımdı.
Nereden buldum bilmiyorum, Ege Üniversitesi Hastanesindeki lösemili çocuklar için yardım kampanyasına dahil oldum. Bir zaman sonra o çocukların "trombosit" denen bir maddeye ihtiyaçları olduğunu ve bunun kandan sağlandığını öğrendim. Ben de bağış için gittim. İhtiyaç sahibi çocuk 7 yaşında Baver isimli çocuk idi. Ailenin büyük oğlu aynı hastalıktan(lösemi) hayatını kaybetmişti. Aile perperişan hastane koridorlarında, bahçede, orada burada kalıyordu. Baver'in ise durumu kritikmiş, acil trombosit gerekiyormuş. Babayı buldum koşa koşa geldi sarıldı bana."Allah razı olsun beyefendi" dedi. Koskoca adam belki 50 yaşın üstünde, 20 yaşındaki birine nasıl beyefendi der ki? Burada şunu sezdim; aile yoksul ve müşkül durumda idi ve o an her yardıma gelen kişi, onlar için umut demekti. Bu umudu yere göğe sığdıramıyordu baba. Neyse bağış yaptım. Çıktıktan sonra baba geldi sarıldı, gözleri ağlar vaziyette. Sanki kendi oğluymuşum gibi sırtımı sıvazladı, tekrar sarıldı. Dualar etti sürekli. Kaç gündür kimsenin gelmediğini çok zor durumda olduklarını söyledi. Hastaneden çıktık beraber elime 20 lira tutuşturdu." Ne olursun al. Öğrencisin, kalkıp buraya geldin, masraf ettin. Bi yemek yersin hiç yoktan. Kusura bakma bu kadar verebiliyom" dedi. Almadım olmaz dedim ama diretti, almak durumunda kaldım.Kendisini borçlu ve mahçup hissetmesini istemedim. Sarıldık vedalaştık sonra ayrıldım. Otobüse binip gittim.
Bu anımı paylaşmaktaki amacım aslında toplumun lösemili çocuklar hakkında yeterince bilinçli olmamasındandır. Kendimi yüceltmek veya ego tatmini yaşamak gibi bir derdim asla olmadı. Sadece örnek üzerinden gitmek istedim.
Pek çoğumuz trombosit ve grönülosit kavaramlarını bilmiyoruz. Bunlar ne işe yarar bilmiyoruz. O