Yazarın temel gayesi “vardiya sistemine dönmüş” demokrasi anlayışının bir sonucu olarak intikam hırsının hem islamcı hem de Kemalist cenahı bir çıkmaza sürüklediğini (siyaset üretmede) ve bu açmazdan doğan demokratik siyaset, toplum ve insan noksanlığının Türkiye’yi yıkıma sürüklediğini göstermektir.
Levent GültekinŞatafatlı Mağlubiyet
Okuduğum bu eser beni ilk etapta başlığı ile ve daha sonra da telif hakkının Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’na ait olduğunu beyan etmesiyle kendine çekti. Biliyorsunuz Cengiz Solakoğlu bahsi geçen vakfın kurucularından…
Diğer yandan Hafiften Bankacılık adlı eser bence iki hususa çağrışım yapıyor. İlki bu kitabın salt teorik bir içeriğe sahip olmadığını; diğeri ise, bir yönüyle de başarısız olarak değerlendirmeye açık bir bankacının anılarını/hikayelerini konu ettiğini izah eder.
İbrahim Betil bence başarılı bir bankacıdır. Lakin o bilerek başarısızlıklar ve aksaklıklar üzerinden bizlere hikayesini ironikleştirmiş. Kitap ilerledikçe yazar bankacılığın siyasal, toplumsal ve serbest piyasaya müdahale edici devlet politikalarının boyutları üzerinden bilhassa sosyolojik saptamalarda bulunuyor. Tüm bunları yaparken aynı zamanda bir döneme bilhassa da Turgut Özal dönemine ışık tutuyor. 80’lerin ve 90’ların piyasa taleplerini; piyasanın siyasetle, bankayla, devletle olan ilişkileri bu dönemin konjonktürü içinde sunuluyor.
Diğer yandan bence komik ama bir o kadar da kıymetli öneme haiz anılar veya iş kapma mücadeleleri de var.
Diğer yandan bankanın yaşadığı sorunları çözmek için dönemin başbakanları veya bakanlarıyla görüşebilmek için Davos zirveleri oldukça kıymetli saptamalar. Nerede nasıl iş bitirilir nerede nasıl iş alınır yer yer trajikomik anlatımlarla yazarın ağzından bizlere sunuluyor. Ve tüm bunlar aslında Türkiye’nin toplumsal yapısında bir yere sahip genel-geçer kabüller veya yasalar olarak iddia edilebilir/tartışılabilir.
Hafiften Bankacılıkİbrahim Betil