Mahalle Baskısı 2 Mayıs 2007 tarihli söyleşiye göre, Şerif Mardin, Türkiye’de siyasal islamın tabanını çözemediğini ve yine de siyasal islamın çok “oynak”/akışkan olduğunu ifade eder. Bu bağlamda siyasal islamın iktidar olması her zaman liberal ve demokrat bir gelişme göstermeyeceğini fakat bu tarih itibariyle AK Parti’nin yukarda bahsedilen hususlarda negatif bir gösterge ortaya koymadığını iddia eder. Ancak bunun da “mahalle baskısı” ile zora girebileceğini gözden kaçırmaz.
Benim anlayabildiğim kadarıyla buradaki “mahalle baskısı” kavramı AK Parti’nin liberal, demokrat ve çağdaş bir islamcı düşün ve düzen arayışını aşağı çekmeye çalışan ilkel veya günün değişen koşullarına ve taleplerine uygun refleksif düşünceye sahip olmayan İslami söylem ve talep ile islamcılardan gelebilecek “toksik” havayı tanımlamak için kullanılmıştır.
Dolayısıyla bu kavramın bu bağlamda ortaya çıkması bir süre kavramın konjonktürel olarak “bağnaz” islamcıları tanımlamak için kullanılmasına yahut etiketlemesine zemin hazırlamıştır. Halbuki Mardin’in işaret ettiği husus, her “duruşun” kendi eteklerinde/çeperlerinde o duruşu aşağı çekmeye çalışan yahut onu bayağılaştıran yahut onu sırf kendi çıkarlarına/statükolarına ters düştüğü için körelten/köhneleştiren bozuk/ilkesiz/toksik dırdır olarak tanımlar.
… Türkiye’de “bakın Batı’nın en yeni düşünürlerini ben ne iyi biliyorum” diyerek yola çıkıp da oradan bir çok şeyi anlamaya çalışanlar var. Bu bir gösterişten ibaret. Bunu bırakmak lazım.
İnsan ölüme de hazırlanmalı.
Nasıl ki bayram olur, bahar gelir sonbahar gider, yaz olur kış olur;
Tek fark ölümü takvimlerden yeryüzüne düşen cemrelerden takip edemezsin.
Belki de bu yüzden hatırladıkça şiirlere dökmeli insan…
Belki de ancak böyle ruhuna işler…
Lakin sanılmasın ki bu bir vehim hali,
Tam aksine bu bir gülüş.
Düşün;
Herkes yok sayarken, korkarken, kaçarken
Bak sen nasıl karşılıyorsun
Gülerek