Çocuklar ne istediklerini bilmezler. Bütün eğitimciler bu konuda aynı görüşü paylaşırlar.Ancak, yetişkinler de çocuklar gibi yalpalayarak dolaşır, çocuklar gibi nereden gelip nereye gittiğini bilmezler. Gerçek ideallere doğru koşmaz, bisküviler ve çöreklerle avunurlar. Kimse buna inanmak istemez ama gerçekten bunun kadar açık birşey yoktur.
Dükkan kapısı, hak kapısı… Dükkan bir kişiye açılmaz. Gavur gelir, ‘Safa geldin çorbacı!’, Çıfıt gelir, ‘Hoş geldin bezirgan!, Çingene gelir, ‘Buyur şöyle kara oğlan!, Ulemadan sarıklı gelir,’Emret hocam! diyeceksin. Çay mı istedi çay, kahve mi buyurdu kahve! Dedim ya, bizim pirimizden öğüdümüz, kimsenin işine karışmamak!
“Ben bazı pek ileri yaşarım, bazı pek geride… Şimdi ilk defa, bu son zamanlarda, bugünü yaşamak zevkini tadıyorum. Ötekilerde mutlaka keder oluyordu. Geç kalmakla, erken gelmiş olmanın kederi. Bugünkü yaşamaktaysa pek keder yok…”