Kitabı okurken gerçekten İlber hocanın tabiriyle ne kadar cahil olduğumu anladım. :) Ama maalesef, sanırım hayatımda okurken en sıkıldığım kitap olmuş olabilir. Bunun sebebi kesinlikle kitabın sıkıcı olmasından değil, İlber hocanın bahsettiği bir çok konu hakkında hiçbir bilgimin olmamasından kaynaklı. ve maalesef bir konuyu eleştirmeden geçemeyeceğim.
-spoiler-
İlber hoca kitapta sürekli yurtdışından bahsediyor. Tabii ki hayatındaki tecrübeleri anlattığından ötürü bunlar çok güzel şeyler olsa da maalesef daha hayatında hiç yurtdışına çıkmamış bir çok okura anlattığı şeyler afaki gelebilir. Hocamız İtalya’da müze gezmekten veya Almanya’da İngiltere’de kütüphaneye gitmekten bahsediyor. Orta gelirli veya asgari ücretle çalışan herhangi bir insanın bu söylediği çoğu şeyi yapabilme lüksü olacağını düşünmüyorum. 3-4 dil bilmekten ve iyi seviyede enstrüman çalmaktan falan bahsediyor :) maalesef ülkemizde hala yıllardır İngilizce öğretilmesine rağmen bir çok gencimiz İngilizceyi B1 seviyesinde bile bilmiyor. Tabii ki de hocanın anlattıkları şeyler kendi hayatından örnekler ve bir ömrü nasıl geçirmemiz gerektiği ile alakalı şeyler fakat geçim sıkıntısında olan herhangi bir insanın hocamızın anlattığı şeylerin çeyreğini bile uygulayabileceği düşünmüyorum.
-spoiler-
Kitap genel olarak soru-cevap şeklinde ilerliyor. genel kültür açısından bir şeyler katsın diye düşünürseniz okunabilir.
” Çocuğunuzu ne fazla övün ne de fazla yerin. Bir çocuğu sürekli övmek iyi bir şey değildir. İnsanın çocuğundan dahi diye bahsetmesi, devamlı yermek, küçümsemek kadar tehlikelidir. Onun yanında olmasını bilin, yeter. “
“Zira evlilik müessesesi bile bizde yalnız kalmamak üzerine kurulmuştur. Halkımız evliliğin gerçek mahiyetini anlamaz. Evlenince, kumrular gibi dip dibe oturmaları gerektiğini zanneder. Öyle şey olur mu? Biraz da birbirinden ayrı duracaksın. Nefes alacak, aldıracaksın. Evlilik sürekli dip dibe duracak, yan yana yürüyecek bir şey değildir. Çok açık ki bunun da artık anlaşılması lazım.”