Bence Hoca'yı siyonistler hariç kimse anlayamadı. Çünkü hakikaten o yılları anlamak için iyi analiz etmek lazım: 1989'da Berlin duvarı yıkılmış, komünizm çökmüş, Sovyet bloğu darmadağın olmuştu. Dünya hızla ABD'nin liderliğinde tek kutuplu hale geliyordu. Erbakan hoca bunu çok tehlikeli buluyordu. Yeni bir dünyanın kurulması kaçınılmazdı. Bu"Yeni Dünya"da Müslümanlar güçlerini birleştirmediği takdirde, kendi felaketlerini hazırlayacaktı. Çünkü NATO çoktan yeni düşmanını İslam olarak belirlemiş ve kırmızı olan tehdit rengini yeşile çevirmişti.
"Zengin toprakların fakir insanları olmak istemiyoruz!"
Belki de kitabın en can alıcı cümlelerinden biriydi.
Yazar; ülkemizin tarım, hayvancılık ve tüm tarımsal faaliyetlerini tek tek analiz ederek, uygulanan yanlış politikaları, çiftçilerin girdi maliyetlerini ve bu politikalar sonucunda üretim yapmanın nasıl zorlaştığını, ülkemizin tarımda bilinçli olarak nasıl kötü bir duruma sürüklendiğini aktarmış. Genel olarak tarım ile ilgili tüm sorunlara değinmiş.
Buradan yola çıkarak çok açıkça söyleyebiliriz ki; rant, rüşvet ve ithalat politikası terk edilip çiftçimiz üretimde desteklenmelidir!
Unutulmamalıdır ki; toprağa sırt çeviren bir millet, geleceğine de sırt çevirmiş olur.
Üretme TüketAli Ekber Yıldırım · Sia Kitap · 2020306 okunma
Bu denli yüksek potansiyeli olan bir ülkenin tarımda hemen her ürünü ithal etmesi, sadece, "yanlış politikalar uygulanıyor" sözü ile açıklanamaz. Dilimiz söylemeye, elimiz yazmaya varmasa da açıkça bir ihanet, bir aymazlık söz konusu.
Hayvanı ithal edeceksiniz. Hayvana yedireceğiniz ot ve samanı ithal edeceksiniz. Kurbanda keseceğiniz kurbanlık hayvanı bile ithal etmeye mecbur olacaksınız. Yetmedi halkınıza ithal et yedireceksiniz. Sonra da, "Türkiye dünyanın yedinci, Avrupa'nın bir numaralı tarım ülkesi" diyeceksiniz. Hadi oradan!