Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İslam, bir medeniyet ve 'hayat tarzı' olarak toplum ve birey arasında olduğu gibi nizam ve özgürlük arasında da mevcut olan nazik denge sağlandığı müddetçe ayakta kalır, aksi halde çöker.
Doğu ve Batı, Kuzey ve Güney arasında kutuplaşmış bir insanlığın ortasında İslam hem birleştirici bir halka, hem de bir ağırlık merkezi durumundadır. Bölünme, yenilgi, bağımlılık ve siyasî kargaşa, müslümanların dinin temel kurallarına bağlılığını ortadan kaldıramamıştır.
Allah hükümdardır. İnsansa O'nun kölesidir. Hükümdar emirlerini bildirmiştir. Köleye düşen şey bu emirlere uymak, aksi takdirde ise lanetlenmektir. Eğer felsefi karmaşıklık, tasavvufi aşırılık ve kelâmi spekülasyonlardan örülü örümcek ağı saf dinin giderek üzerini örtmüş olmasaydı, Hristiyanlık üstünlük kuramayacak herşey yolunda gidecekti.
Müslümanlar miraslarını ellerinden kayıp gitmesine izin verdiklerinden Batı'nın çökmüş medeniyeti 'milletlerin en iyisine' boyun eğdirtebilmiş ve hakimiyeti altına alabilmişti.