Bir yaşam sona erer, bir başkası başlar, sonra o da sona erer, bir yenisi başlar ve bu böylece sürer gider. Soruların hepsi makasla kesilmiş gibi sanki. Ne kadar toz toprak içinde şeyler değil mi söylediklerim! Yine de ne kadar gerçekler!
“Ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi!”
Yusuf Atılgan, Aylak Adam
Yusuf Atılgan’ı ölümünün 34. yılında saygıyla anıyorum.
Yusuf Atılgan
«Yatak örtüsünü sırtına alıp kanepeye götürdü —bu iş için tam dört saat uğraşmak zorunda kaldı—, onu kanapenin üstüne öyle bir serdi ki, artık bedeninin hiçbir yanı görünmüyordu. Kız kardeşi gelse, eğilip baksa bile onu göremeyecekti. Üstelik Gregor, kız kardeşinin bu yeni durumu nasıl karşıladığını görmek için örtüyü başıyla birazcık aralayınca, gözlerinde minnet dolu bir anlatımın bulunduğuna inandı.»
Zavallı küçük canavarımızın ne kadar iyi yürekli, ne kadar iyi niyetli olduğuna dikkat edin. Sanki böcekliği, bedenini bedenlikten çıkarıp alçaltırken, içindeki bütün insan sevimliliğini de ortaya çıkarıyor. Mutlak bencillikten o kadar uzak, başkalarının gereksinimlerine duyduğu ilgi öylesine sürekli ki; korkunç ızdırabının arka planı önüne konduğunda bunlar nasıl da belirginleşiyor. Kafka’nın sanatı bir yandan Gregor’un böcek özelliklerini, onun böcek gövdesinin bütün acıklı ayrıntılarını sayıp dökmekte, bir yandan da Gregor’un sevimli, yumuşak insan yaradılışını canlı ve açık seçik bir biçimde okuyucunun gözü önünde tutmakta odaklaşıyor.