Zaman gelmiş midir, gelmemiş midir, bu hiçbir teşhis hatasına gelmez. Başarmış devrimcilerin deha sırrı bu teşhisi iyi koymaktır. Sonra da hemen yapmak, yolu dönülmez kılmaktır.
Atatürk'ün ne kadar beklediğini düşünmeyip de ne kadar çabuk yaptığını göre neski Afgan Kralı Amanullah Han, Ankara'dan memlekete dönüşünde hemen harekete geçti ve bu yüzden tacını da tahtını da kaybetti idi.
Atatürk'ün askerlikte ve inkılapçılıkta başarı sırlarından birincisi tam zamanını beklemek, ikincisi fırsat kaçırmamaktı. İlk defa Erzurum'a gittiği vakit halka mukaddes saltanat ve hilafet makamlarını yabancıların baskısı altından kurtarmayı başlıca hedefleri arasında göstermişti. İnkılapçılık davalarından hiçbirini zafere kadar kimseye sezdirmemiştir.
Fakat Vahdettin bir düşman zırhlısı ile İstanbul'dan kaçınca padişahlığı kaldırmak için eline geçen bu fırsatı bir gün bile kaçırmadı.
Atatürk vermeyi de almayı da bilirdi. Fakat daha çok ve daha iyi bildiği şey neyin alınabileceği ve neyin alınamayacağını, etrafındakilerden ve bugünkülerden hiçbirine nasip olmayan bir ön görüşle kestirebilmesi idi. Milleti ne boşuna hayale düşürür ve yorar ne de yine boşuna onun menfaatlerinden en küçük fedakarlıkta bulunurdu.