“Belki de başlangıçta gece müziklerini özlersin, ama ay bir kez daha yükselecektir, sana piyano çalmaya hevesli başka biri çıkar - hele de hepimizin ‘deli’ olduğu bu hastanede.”
“Burada, içeride yani, iki tür insanla karşılaştım. Hiçbir zaman toplum içine dönme şansı olmayanlar var, bir de tümden iyileşmiş, ama yaşamın sorumluluklarıyla didişmek istemedikleri için deli numarası yapanlar. Bense eski halime dönmek istiyorum, buna ihtiyacım var. Kendi kararlarımı kendim verme yetisine yeniden kavuştuğuma inanmam gerek. Başkalarının verdiği kararların uygulayıcısı durumuna düşmek istemiyorum.”
“Çok doğru. Bu kez sana öykü anlatmayacağım. Deli olmak, düşüncelerini iletmekten aciz olmak demek. Sanki yabancı bir ülkedesin, çevrede olup biten her şeyi görüyor, anlıyorsun, ama istediğini anlatmaktan, dolayısıyla da yardım bulmaktan umutsuzsun, çünkü orada konuşulan dili bilmiyor, anlamıyorsun.”
Dikkat etmezse, bu gidişle hayatın yaşamaya değer olduğuna inanabilirdi; bu da ona gereksiz yere acı verecek bir şeydi, çünkü bu dünyadan çok yakında ayrılacağını biliyordu.