"Anadolu halkının bir ruhu vardı; nüfuz edemedin. Bir kafası vardı; aydınlatamadın. Bir vücudu vardı; besleyemedin. Üstünde yaşadığı bir toprak vardı; işletemedin. Onu, hayvani duyguların, cehaletin, yoksulluğun ve kıtlığın elinde bıraktın. O, katı toprakla kuru göğün arasında bir yabani ot gibi bitti. Şimdi elinde orak, buraya hasada gelmişsin! Ne ektin ki, ne biçeceksin?..
Eski kültürümüzle genç nesillerin ilgisi kesildi.
Yazı, kılık kıyafet, ruh eğitimcisi kurumlar Batının etkisinden kendini kurtaramadı. Olumlu etkisinden değil, yıkıcı ve yok edici etkisinden. Böylece, içine zehirli şüphe tohumları ekilen ruh, bir çırpıda, zengin baba mirasından da mahrum kaldı.