Türk devletlerini işgal etmenin zorlukları vardır: İlki, işgalci güçler hiçbir zaman o devletteki beyler tarafından davet edilmezler; öteki de işgal edilmek istenen devletin hükümdarının çevresinde bulunanlar isyan çıkartarak bu girişimi kolaylaştırmazlar. Bunun nedenini daha önce söylemiştik. Çünkü hepsi hükümdarın emrinde oldukları için onları hükümdara karşı örgütlemenin kolay olmadığını, örgütlendiklerini varsaysak bile söz konusu beylerin, gene sözünü ettiğimiz nedenlerden ötürü, halkı arkalarından sürüklemek olanağına sahip olamayacakları için çokça yararından söz edilemeyeceğini bilmek gerek. Türk devletlerine saldıranların halkın hükümdarı ile yumruk gibi olduğunu ve işgal edeceği ülkede yaratacağı bir karışıklıktan çok kendi öz gücüne güvenmesi gerektiğini bilmesi zorunludur.
Ama işgal edilen topraklarda yaşayan insanların farklı dil, yaşam biçimi ve düzeni varsa orada sorun var demektir. Böylesi bir durumda orada egemenliğinizi sürdürebilmek için yazgıya çok iş düşer ve çok becerikli olmak gerekir. En etkin ve en geçerli çare o toprakları işgal eden kişinin gidip oraya yerleşmesidir. Böylesi bir yol egemenliği daha güvenli ve daha sürekli kılar. Türklerin Yunanistan’da yaptığı gibi. Türkler egemenliklerini sürdürebilmek için her türlü yolu denemiş olmalarına karşın, söz konusu yola başvurmamış olsalardı, o toprakları yitirirlerdi. Çünkü orada yaşadıkça doğacak başkaldırı ve isyanları yerinde saptamak ve anında üzerine gidebilmek olanaklıdır.