Lozan'da bekasını ve bağımsızlığını kazanmış bulunan bu ülkenin durumunu göz önüne getirmek çok zor. Hemen hemen on yıllık sürekli bir savaş durumundan sonra, modern tarihte benzeri olmayan bir ölçüde nüfusu seyrekleşmiş, yoksullaşmış ve harap olmuştu. Büyük çaplı göç ve ölümler nüfusa etki etmişti. Anadolu halkı arasında ölüm son derece yaygındı. Osmanlı ordusu askerinin çoğunu hep Anadolu köylüsünden toplamıştı ve Kafkasya, Gelibolu, Filistin ve Mezopotamya'daki savaşlardaki büyük insan kaybı olmuştu.
İsmet Paşa (İnönü) kendisi dahil kimsenin beklemediği şekilde Lozan'daki Türk heyetinin başkanlığına atandı. Mustafa Kemal'in onu seçme nedeni kısmen, İsmet'in kendisine en sadık ve güvenilir destekçisi olmasındandı ama bir nedeni de Başvekil Hüseyin Rauf'un (Orbay) İngilizci diye bilinmesi ve Hariciye vekilinin (Yusuf Kemal Tengirşenk) ise aşırı Sovyet yanlısı olmasıydı. İsmet, Misak-i Milli'den hiçbir şekilde sapmamak için sıkı talimatlar almış olarak Lozan'a gitmek üzere yola çıktı.
Eylül 1922'deki bağımsızlık savaşında alınan zafer, Mustafa Kemal'in konumunu fazlasıyla güçlendirmişti. O artık Hâlâskar Gazi idi ve bu durumdan savaş ertesi dönemdeki konumunu sağlamlaştırmak için yararlanmakta kararlıydı. 6 Aralık'ta Müdafaa-i Hukuk grubunu siyasal bir partiye, Halk Fırkası'na dönüştürme niyetini ilk kez açıkladı. Önde gelen bazı gazetecilerle olan görüşmelerde Halifeliğin kaldırılması ve bir Cumhuriyet kurulmasından da ilk kez söz etmişti.