📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Edirne bir Müslüman sehriydi ve Osmanlı imparatorluğu'nun eski başkentiydi. Üstelik şehir Ekim'den beri Bulgarlar tarafından kuşatılmış bulunuyor, buna rağmen halen direniyordu. Hükümetin Büyük Güçler'e boyun eğeceği 22 Ocak'ta anlaşılınca, İttihatçılar kendilerine bir gerekçe bulmuş oldular ve ertesi gün darbeye giriştiler. Bir İttihatçı subay topluluğu Babıali'ye atla gelip kabinenin toplantı yapmakta olduğu odaya aniden girerek Harbiye Nazırı'nı vurdu ve kabine üyelerini esir alarak Kâmil Paşa'yı istifaya zorladı. Yeni bir kabine kuruldu ve Mahmut Şevket Paşa Sadrazam ve Harbiye Nazırı oldu.
28 Eylül 1911'de Osmanlı Hükümetine, İtalyan yurttaşlarının müslüman bağnazlarca tehdit edildikleri bahanesiyle, Trablusgarb'ın işgaline Osmanlıların rıza göstermesini isteyen bir ültimatom verdi. Osmanlı Hükümeti ültimatomu kabul etmedi ama yatıştırıcı bir cevap verdi. Buna rağmen İtalya ertesi gün savaş ilan etti. Eyalet hemen tamamıyla savunmasızdı ve İtalyan askerleri kıyı bölgesini işgali için fazla zorluk çekmediler. İtalyanların denizlere hakim olmaları yüzünden Osmanlılar askeri birlik gönderemiyordu. Hükümetin yapabileceği az şey olmasına karşın İttihat ve Terakki karşı tedbirlerin alınmasını istedi; bunu, Trablusgarb'ın asli değerlerinden dolayı değil, bu eyaletin kaybının daha Doğu'daki Arap tebaasının gözünde Sultan'ın hükümetinin itibarını düşüreceği için istemişti. Hiçbir şey yapılmayınca, İttihat ve Terakki içerisinde Binbaşı Enver'in önderliğinde İttihatçı subaylar harekete geçmeye karar verdiler. Elli kadar subay, zaten militan nitelikli Sünisiye tarikatının liderliğinde başlamış olan Arap direnişini körüklemek için, Mısır ve Tunus üzerinden Trablusgarb'a fedai olarak gitti. Ertesi yıl, bu subayların yönetiminde ki bedevi askerler başarılı akınlarıyla İtalyanları tedirgin ettiler ve onların iç kısıma ilerlemesini önlediler.
İtalyanlar bu açmazdan, savaşın alanını genişletmek suretiyle çıkmaya çalıştılar. Nisan 1912'de Çanakkale boğazını bombaladılar. Bu bölgedeki çarpışmalar Büyük Güçler arasında telaş yaratınca, Mayıs'ta Oniki Adalar'ı işgal ettiler. Savaş, Osmanlılar 17 Ekim 1912'de hem Trablusgarp hem Oniki Adayı İtalyanlara bırakana kadar uzanmıştı çünkü o tarihte Balkanlar'da çok daha tehlikeli bir durum ortaya çıkmıştı.
İkinci büyük isyan Yemen'deydi. Arap yarımadasının bu dağlık bölgesi 19. yüzyıl ortasından beri, Osmanlı'nın sözde hâkimiyeti altındaydı. İmparatorluğun bu uzak eyalet üzerindeki nüfuzu hep yüzeyseldi ve buna rağmen 1904'te yönetici soyundan gelen İmam Yahya yeniden isyan etmişti. Çok sayıda Osmanlı askeri Yemen'de bu sonu gelmeyen küçük çaplı savaşta yaşamını yitirdi (gerçekten de "Yemen" folklorda, birçok hüzünlü "Yemen Türküsünün" gösterdiği gibi, Osmanlı askerinin düştüğü kötü durumla eş anlamlıydı.) Ama 1911'de iki taraf bir uzlaşmaya vardı; Yemen Osmanlı'nın sözde hâkimiyetine tekrar giriyor, İmam özerkliğini koruyordu. Bundan sonra Yemen, İmparatorluğa sonuna kadar sadık kalacaktı.
27 Nisan'da, halen birlikte toplantı halinde olan parlamentonun iki meclisi, Sultan Abdülhamit'i tahttan indirdi. Yerine, küçük kardeşi Mehmet Reşat, Sultan 5. Mehmet olarak tahtta çıktı.