📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsanlarla alay edenlerin her biri için cennetten bir kapı açılır. Ona ‘gel, gel’ denilir. O da (koşa, koşa) o kapıya gelir. Kapıya vardığında kapı yüzüne kapatılır. Sonra başka bir kapı açılır ve ona ‘gel, gel’ denir. O da koşarak gelir. Kapıya vardığı zaman, yüzüne kapanır ve kendisine kapı açılıp ‘gel, gel’ denildiği halde ümitsizlikten kapıya gitmeyinceye kadar bu şekilde aldatılır ve kendisiyle alay edilir.
Rusya, Bosna-Hersek’i işgal etmesine rıza göstermek suretiyle Avusturya’nın tarafsızlığını kazandıktan sonra 24 Nisan 1877’de savaş ilan etti. Başlangıçta Rus orduları pek kuvvetli bir direnişle karşılaşmadı. Ama sonradan Bulgaristan’ın Plevne bölgesinde beklenmedik şekilde durduruldular. Osmanlılar burada Mayıs ayından Aralık ayına kadar Rus saldırılarına karşı koydu.
Rusların sonunda cepheyi yarıp geçmesi Osmanlıların etkin direnişini sona erdirdi. Şubat ayı sonunda Ruslar İstanbul'a sadece 12 kilometre uzaklıktaki Ayestefanos'taydılar. (Yeşilköy) Burada 3 Mart 1878'de bir barış antlaşması imzalandı. Bu antlaşma Osmanlılar için tam anlamıyla bir yıkım olmuştu. Antlaşma, Ege ve Karadeniz arasında büyük bir özerk Bulgar devletinin kurulmasını, Karadağ'ın muazzam toprak kazançlarını (Karadağ savaş öncesi büyüklüğünün üç katına ulaşıyordu.) ve Sırbistan'ın daha küçük toprak kazançlarını içeriyordu. Sırbistan, Romanya ve Karadağ bağımsızlığını kazanıyordu. Tesalya ve Epir'de geniş kapsamlı ıslahatlar uygulanacaktı. Batum, Kars, Ardahan ve Doğubayazıt Rusya'ya terk edilecek ve Ermenistan 'da ıslahatlara başlanacaktı. Dahası, yeni Bulgar devleti iki yıl süreyle Rus işgalinde kalıyordu. Bulgaristan, kuşkusuz bu süreden sonra da Rus nüfuzunda kaldı.
Antlaşmanın imzalanması öteki Avrupa güçlerini, bilhassa Avusturya ve İngiltere'yi harekete geçirmek için gereken şok etkisini yaratmıştı ama bu etkinin arkasında Osmanlılara duydukları acıma değil, Avrupa güç dengesinin yürürlükte kalması için Rusya'nın Balkanlar ve Küçük Asya'daki egemenlik sahibi olmaması gereği yatıyordu.
5 Haziran 1876'da sabık Sultan Abdülaziz intihar etti. Ardından 15 Haziran'da Çerkes Hasan adında bir kolağası kişisel sorunları nedeniyle, bir kabine toplantısı sırasında, Hüseyin Avni Paşa'yı, Hariciye Nazırı Raşid Paşa'yı ve başka birkaç kişiyi tabancayla öldürdü. Bu olay güç dengesini daha köktenci reformcular lehine değiştirdi. 15 Temmuz'da yeni Devlet Şurası'nın ilk toplantısında bir anayasa ilan edilmesi kararı alındı. Ancak bu karar Sultan Murat'ın hızla kötüye giden akli durumu nedeniyle uygulamaya konulamadı.
İyiden iyiye alkolizmin pençesine düşen Murat devlet ricalinin biat yemini için 30-31 Mayıs gecesi saraydan alınıp Bab-ı Seraskeri'ye götürülürken, had safhada asabiyet belirtileri göstermişti. (Murat idama götürüldüğüne inanıyordu.) Anlaşılan, amcasının intiharı ve kabinesindeki bazı üyelerin katli ciddi bir sinir bozukluğuna yol açmıştı. Osmanlı ve yabancı doktorların muaneyesinden sonra kabine, Sultan'ın hükümdarlık yapamayacağı kararına varmak zorunda kaldı. Kabine önce, Sultan'ın kardeşi Hamit Efendi'yi naip olması için ikna etmeye çalıştı ama onun naipliği kabul etmemesi üzerine, Murat'ın indirilmesi ve yerine kardeşinin geçirilmesinden başka çare kalmadı. Hamit Efendi 1 Eylül 1876'da, 2. Abdülhamid olarak tahtta çıktı. Murat, Boğaziçi'ndeki Çırağan Sarayına götürüldü, hemen hemen otuz yıl burada tutsak olarak yaşamını sürdürdü.
Önde gelen Osmanlı siyasetçilerinden oluşan bir grup, 30 Mayıs 1876'da bir hükümet darbesi yaptı ve Sultan Abdülaziz'i tahttan indirdi. Yerine, Yeni Osmanlılar'a yakın olan ve Namık Kemal ve Ziya Paşa vasıtasıyla Mithat Paşa ile resmen temas halinde bulunan veliaht, Murat. Sultan 5. Murat olarak tahtta geçti. Murat tahtta çıkmadan önce, mümkün olan en kısa sürede bir anayasa ilan etmeye söz vermişti. Yeni Osmanlı programı (anayasa ve parlamento) artık tam olarak gerçekleşmiş gibi gözüküyordu.