Chatfield ın yazdığına göre "2008 yılında bir trilyon internet sayfası olduğu tahmin ediliyordu. Üç yıl sonra, bu sayıyı tahmin etmek bile anlamsızlaştı, artık trilyonlara ulaşmış durumda. Matbaanın icadının ardından geçen beş yüz yılda, her dil ve nüsha hesaba katıldığında, yaklaşık yüz milyar kitap yayımlandı. Bu bilgi hacmi günümüzde internete bir ayda yüklenen içeriğin miktarından daha az."
Son yirmi yıldır sinemada ve Netflix gibi mecrâlarda görülen en yaygın temalardan birisi de cinsel sapkınlık... Her ahlâksızlık gibi cinsel sapkınlıkların meşrulaştırması süreci genellikle şöyle işler: Önce sapkınlıklar filmlerde görünür hâle getirilir. Böylece insanlar gördüklerini gerçeklik saymaya başlarlar. Gerçeklik zamanla gerçek olur. Sonra sapkın kişiler mizahi karakterler olarak gösterilir, insanlar onlara gülerler.
Gerçeklik çirkin olmaktan çıkar, eğlenceli hâle gelir. Sonra bu sapkınların yaşadığı trajik hikâyeler anlatılır. İnsanlar onlara acır, üzülür. Sonra onların ne kadar yetenekli oldukları gösterilir, insanlar hayran kalır. Bu şekilde bu sapkınlıklar halk nazarında normal sayılmaya başlar. Sonra o sapkınlıklar hukuki olarak normalleşir. Sapkınlar ve sapkınlıkların görü-nürlüğü arttıkça normal sayılmadan da öteye geçer. "Moda" ve "şık" telakki edilir. Yani normalleşen giderek normatiflesir. Sapkınlık "olması gereken" bir özellik olarak görülmeye başlanır. Lut kavminde de böyle oldu, Atina'da da, Roma'da da, bugünkü Batı'da da... Ona teslim olmuş Doğu'da da... Bu meşrulaştırma sürecine bakarsanız şu sıralarda hemen her Batılı dizide veya filmde bir şekilde bahsedilen veya ima edilen çocuk istismarı sapkınlığının da yakında normalleştirileceğinden emin olabilirsiniz.