Yerzünü savaş halinde tutan, dünyayı yutan, milletlerin kaderiyle satranç taşı gibi oynayan, demir, altın, medeniyet, ilim ve teknik gücünü tekeline alan, bir eli insanların başında, diğer eli insanların cebinde ve insanların duygu, düşünce, istek ve iradelerine musallat olan, dini ve bilgiyi SATIN ALIP kullanan ve kara, deniz ve havayı kendi rakipsiz hareket alanı olarak gören çelik güçlerin, zaman sahnesinden çıktıklarına ve baştaki hayaller, yürekteki sıcaklıklar ve dudaktaki kelimelerden başka bir şeyleri olmayan mustafazlar karşısında güçten düştüklerine inanmıyor musunuz ?