Nietzsche gibi Yeats için de kişilik, yaşama her zaman bir savaş niteliği kazandıran ve "sürekli yenilenen bir seçimdir", bu da her şeye rağmen bir "neşe olarak kucaklamadır". Yaşamı bir trajedi olarak kabul ettiğimizde ve sınırlarımızı anladığımızda, "en kısa anların bile -o kısa süre için- mücadele ve acıdan daha ağır basan kutsal bir şey içerebileceği" gerçeğine kendimizi açtığımızı söyler.
Şu anki nesilde -özellikle 40 yaşın altındaki kişilerde- teknolojiye aşırı duyarlılıktan dolayı aşırı kullanıma bağlı problemler oluştu; beyin sürekli alışkanlıklarla çalışıyor. Beyne bir şeyi öğretirseniz onu belli bir süre tekrarladıktan sonra otomatik hâle getiriyor. Mesela aşırı soğuk su içmeye alıştırılmış bir beyin, belli bir süre sonra ılık su içemez hale geliyor. Aşırı şekerli çay içmeye alıştırılmış bir beyin, belli bir süre sonra çayı şekersiz içemez hale gelir. Bir uyarana belli bir süre maruz kalmak, kişiyi o konuda bağımlı yapar.
Biri hoş hakikatleri yakalamak için yola çıkar, diğeri de nahoş olanları. Ne var ki birincisi de eline geçirdiği avdan ziyade onun peşinde koşturmaktan zevk alır.